<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seçim sonuçları &#124; Seçim anketi &#124; Genel seçim &#124; Milletvekili seçimleri &#187; Milliyetçi Hareket Partisi</title>
	<atom:link href="http://www.secimnet.com/secim/milliyetci-hareket-partisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.secimnet.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Jan 2010 14:06:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli&#8217;nin TBMM Genel Kurulu&#8217;nda 2010 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı Hakkında yapmış oldukları konuşma metni.</title>
		<link>http://www.secimnet.com/milliyetci-hareket-partisi-genel-baskani-sayin-dr-devlet-bahcelinin-tbmm-genel-kurulunda-2010-yili-butce-kanun-tasarisi-hakkinda-yapmis-olduklari-konusma-metni.html</link>
		<comments>http://www.secimnet.com/milliyetci-hareket-partisi-genel-baskani-sayin-dr-devlet-bahcelinin-tbmm-genel-kurulunda-2010-yili-butce-kanun-tasarisi-hakkinda-yapmis-olduklari-konusma-metni.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 12:18:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>chao</dc:creator>
				<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Reşadiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tokat]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim Bütçe Kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.secimnet.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[Sayın Başkan,
Sayın Milletvekilleri,
2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi’nin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzda bulunuyorum.
Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına Yüce Meclis’in değerli üyelerini saygılarımla selamlıyorum.
Bütçe hakkında değerlendirmelerime geçmeden önce geçtiğimiz hafta meydana gelen iki üzücü olayla ilgili düşüncelerimi açıklamak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, 7 Aralık Pazartesi günü Tokat’ın Reşadiye ilçesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sayın Başkan,</strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>2010 yılı Merkezi <a href="http://www.secimnet.com/secim/yonetim-butce-kanunu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yönetim Bütçe Kanunu">Yönetim Bütçe Kanunu</a> Tasarısı hakkında <a href="http://www.secimnet.com/secim/milliyetci-hareket-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milliyetçi Hareket Partisi">Milliyetçi Hareket Partisi</a>’nin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzda bulunuyorum.</p>
<p>Bu vesileyle <a href="http://www.secimnet.com/secim/milliyetci-hareket-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milliyetçi Hareket Partisi">Milliyetçi Hareket Partisi</a> Grubu ve şahsım adına Yüce Meclis’in değerli üyelerini saygılarımla selamlıyorum.</p>
<p>Bütçe hakkında değerlendirmelerime geçmeden önce geçtiğimiz hafta meydana gelen iki üzücü olayla ilgili düşüncelerimi açıklamak istiyorum.</p>
<p><span id="more-50"></span></p>
<p>Bildiğiniz gibi, 7 Aralık Pazartesi günü <a href="http://www.secimnet.com/secim/tokat" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tokat">Tokat</a>’ın <a href="http://www.secimnet.com/secim/resadiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Reşadiye">Reşadiye</a> ilçesi kırsalında asayiş görevi yaparken, uğradıkları hunhar bir saldırı sonucu yedi askerimiz şehit olmuş ve üç askerimiz de yaralanmıştır.</p>
<p>Henüz bu olayın acısı içinde iken yeni bir acı haberle milletçe sarsıldık.</p>
<p>10 Aralık Perşembe günü Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu, göçük altında kalan 19 işçimiz maalesef hayatını kaybetmiştir.</p>
<p>Çoluk çocuğunun rızkını yerin altında, zor şartlarda temin etmeye çalışırken ve vatandaşlarımızın güvenliği için asayiş görevini yaparken hayatını kaybeden işçilerimize ve aziz şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.</p>
<p>Yakınlarına, milletimize, çalışma ve silah arkadaşlarına sabır ve başsağlığı, yaralılarımıza ise acil şifalar temenni ediyorum.</p>
<p>Bu gibi felaketlerin bir daha yaşanmaması için yeterli tedbirlerin zamanında alınmasını, sorumlularının tespit edilmesini ve gereğini bekliyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değerli Milletvekilleri</strong></p>
<p>Aralığın onyedisinde İslam Dünyası için mukaddes bir dönem olan Muharrem Ayına giriyoruz.</p>
<p>Peygamberimizin torunlarının şehit edildiği bu ay, nifakın, fitnenin ve tefrikanın nasıl büyük acılara neden olduğunun en talihsiz ve en üzüntü verici örneğinin yaşandığı tarihi bir ibretin başlangıcıdır. Mazlumların ve masumların acılarını paylaşıyorum.</p>
<p>Bu aydan alacağımız derslerin ve derinden duyacağımız acı anıların başta Türk ve İslam dünyası olmak üzere bütün insanlığın hayırlarına vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Bütçe görüşmeleri hükümet icraatının değerlendirildiği, muhalefetin, hükümetin politikaları hakkında uyarı, tenkit ve tavsiyelerini dile getirdiği TBMM adına önemli bir denetim vesiledir.</p>
<p>Devletin hangi alanlara ne kadar kaynak ayıracağını, hangi alanlardan ne kadar kaynak toplayacağını gösteren bütçenin kuşkusuz en önemli özelliği, nimet ve külfetin vatandaşlarımız arasında dağıtılırken hangi kıstaslara ve hakkaniyete riayet edildiğinin ortaya çıktığı bir gösterge olmasıdır.</p>
<p>Zira vatandaşlarımızı, yoksulluklarından ziyade,  uygulanan politikalar sonucu ortaya çıkan haksızlıklar, eşitsizlikler ve adaletsizlikler daha fazla yaralamakta, daha derin izler bırakmaktadır.</p>
<p>Takdir edersiniz ki, ekonomiyi, siyasetten; ekonomik faaliyetleri sosyal konulardan; ekonomik yorumları güvenlik, asayiş, kültür, dış politika gibi alanlardan ayırmak ve ayrı düşünmek mümkün değildir.</p>
<p>Birbirini doğrudan etkileyen bu girift yapıda, iyi giden bir ekonomide diğer alanlarda ciddi zafiyet olmayacağı gibi, bu alanlarda işler iyi gidiyorsa, ekonominin de iyiye gidiyor olması beklenmelidir.</p>
<p>Ne yazık ki yedi yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin milletimize reva gördüğü ekonomik ve sosyal tablo;</p>
<ul>
<li>Yatırım ve üretimin artmadığı,</li>
<li>İşsizliğin çığ gibi büyüdüğü,</li>
<li>Yoksulluğun derinleştiği,</li>
<li>Milli ve manevi değerlerimizin istismar edildiği,</li>
<li>Aile bağlarımızın, toplumsal ahlaki değerlerimizin yerle bir edildiği,</li>
<li>Gerilim ve kutuplaşmanın yönetim tercihi olduğu,</li>
<li>Huzurumuzun, kalmadığı, dirliğin hasar gördüğü,</li>
<li>Kardeşliğimizin yaralandığı vahim bir tablodur.</li>
</ul>
<p>Bu sosyo-ekonomik dağınıklık ve zayıflık doğal olarak diğer alanlara da sirayet etmiştir.</p>
<p>2009 bütçe yılı, milletimiz açısından üzüntü verici olayların, hayal kırıklığı ve talihsizliklerin yaşandığı bir yıl olmuştur.</p>
<p>Bizi biz yapan, bir arada tutan ortak değerlerin kaynaştırıcılığı yerine, tarihi ve kültürel derinliği olmayan yapay farklılıkların ayrıştırıcılığı üzerinden <span style="text-decoration: underline;">siyaset yapıldığı bu dönemde;</span></p>
<p>İktidar gücü, kronikleşen sorunlara çözüm üretmek için kullanılmak yerine istismar, gerilim ve kutuplaşma yönünde kullanılmıştır.</p>
<p>Sorunlar karşısında başarısızlığa uğranılan her durumda geçmişi suçlama geleneği sürdürülmüştür.</p>
<p>Vatandaşın ekonomik ve sosyal hayatına ilişkin beklentilerinin boşa çıktığının farkına varıldığı her durumda mutlaka bir istismar vesilesi bulunmuştur.</p>
<p>Sistemli gayretlerle yıpratılan devlet ve toplum hayatımızın hemen her alanında yaşanan kutuplaşma ve cepheleşmeler giderek derinleştirilmiştir.</p>
<p>Ekonomik gelişmeler de, yaşadığımız genel bunalımdan farklı bir seyir izlememiştir.</p>
<p>Yatırımlar azalmış, üretim daralmış, borçlanma artmış, yoksulluk derinleşmiş, çığ gibi büyüyen işsizlik sosyal hayatı tehdit eder hale gelmiştir.</p>
<p>Gelir dağılımındaki adaletsizlik, ekonomik kararlardaki ahenksizlik ve sosyal ahlaktaki çöküşün hızlanması ile körüklenmek istenen kardeş kavgası geleceğe umutla bakılmasına mani olmuştur.</p>
<p>İşçi, memur, esnaf, köylü ve emeklilerden oluşan mağdurlar, kendi kaderine terk edilmiş, işsizlik önlenememiş, yoksulluk azaltılamamış, gelir dağılımı adaletli hale getirilememiştir.</p>
<p>Siyasi yönetim şekli ve üslubu, siyasette etik anlayışa duyulan ihtiyacı göstermesi bakımından ibret verici olmuştur.</p>
<p>Yolsuzluk ve yozlaşma artmış, merkezi ve yerel idarelerde kamu kaynakları yandaşlara dağıtılmaya devam edilmiştir.</p>
<p>Yargıya intikal eden yolsuzluklar, hayırsever vatandaşlarımızın inançlarının istismar edilişlerinin sınır tanımaz bir seviyeye çıktığını göstermiştir.</p>
<p>Siyasi ve ahlaki çürüme devlet ve toplum hayatını kaplamıştır. Bunun sonucunda devlete ve adalete olan güven duygusu zedelenmiştir.</p>
<p>Yürütülen dış politika da milli menfaatlerimiz bakımından kaygı verici olmuştur.</p>
<p>Herkesin huzur içinde olacağı bir güvenlik sistemi ve herkesin adaletine güvendiği bir yargı sistemi tesis edilememiştir.</p>
<p>Vatandaşı gerçekten önceliğine alan hakkaniyetli bir yönetim anlayışı uygulanamamıştır.</p>
<p>Etnik bölünmeyi amaçlayan kanlı terör, siyasi ayrılıkçılık hevesleri ve etnik tahrikler artmış, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> tehlikeli bir cepheleşme sürecine sürüklenmiştir.</p>
<p>İnsanlar daha önce komşu, bakkal, manav, işçi, memur, dost ve arkadaş olarak gördükleri kişilerde, etnik köken ve mezhebe dayalı kimlik sorgulamaya başlamışlardır.</p>
<p>Ve bu gidişatın, iddia edildiği gibi barış ve huzurla, demokrasi ve hürriyetle, kalkınma ve refahla, kaynaşma ve kardeşlikle hiçbir ilgisinin olmadığı milletimiz tarafından anlaşılmıştır.</p>
<p>Yüzleşme adı altında milli tarihimizi karalama kampanyaları milli sorunları sözde çözme iddialarıyla hız kazanmıştır.</p>
<p>Bugün geldiğimiz noktada; vatandaşlarımızın geleceğe daha umutlu bakmasını sağlayacak bir ekonomik ve sosyal yapı söz konusu değildir.</p>
<p>Ve bütün bunların milletin gözünden kaçırılması için, aklın, izanın, gerçeklerin karartılması için maddi çıkar ilişkileri tesis edilen yandaş medya oluşturulmuştur.</p>
<p>Bütün çabalara rağmen hükümetin sipariş verdiği haber ve yorumları yayınlamakta direnen medya unsurlarına ise baskı ve dayatma başlatılmıştır.</p>
<p>Maalesef, umutlarla başlanıp acı ve talihsiz olaylarla son bulan önceki yıllar gibi 2009 yılı da;</p>
<ul>
<li>Ekonomik sorunların hiçbir dönemde olmadığı kadar milletimizi zayıf ve yorgun düşürdüğü,</li>
<li>Uluslararası ilişkilerin ağır bir zafiyet göstermeye başladığı,</li>
<li>Ve bölücü saldırıların, devlete ve millete yönelik meydan okumaların toplumda tehlikeli bir gerilim ortamını karşımıza çıkarttığı kaybedilmiş bir yıl olarak hatırlanacaktır.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi; AKP hükümetleri tarafından hazırlanan <strong>sekizinci</strong>, yeni kamu mali yönetim anlayışına uygun olarak tekemmül ettirilmiş <strong>beşinci</strong> bütçe olma özelliğini taşımaktadır.</p>
<p>Modern bütçe sistemi, temsili demokrasinin ve kamusal faaliyetlerin öneminin artmasıyla birlikte gelişmiş ve yaygınlaşmıştır.</p>
<p>Elbette çağdaş bütçeleme sistemlerinin gelişimini, demokrasi mücadeleleriyle birlikte ve yan yana yürüdüğünü gözden uzak tutmamamız gerekmektedir.</p>
<p>Öte yandan temsili demokrasilerde, devletin yapacağı harcamaların büyüklüğü ve kapsamıyla, bu harcamaların yapılabilmesi için millete getirilecek yükümlülüklere, millet adına seçilmiş temsilciler karar vermektedir.</p>
<p>Merkezi <a href="http://www.secimnet.com/secim/yonetim-butce-kanunu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yönetim Bütçe Kanunu">Yönetim Bütçe Kanunu</a>, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir ve gider tahminlerini göstermekle birlikte, bunların uygulanmasına ve yürütülmesine dair yetki ve izini de içermektedir.</p>
<p>Bütçe, devletin bir yıl içinde yapacağı harcamaları ve elde edeceği gelirleri gösteren ve Meclisimiz tarafından onaylanan ekonomik, siyasi ve hukuki bir belgedir.</p>
<p>Ve bütçe tayin ve tespit edilen devlet politikalarına ulaşmada en önemli mekanizma olarak karşımızdadır.</p>
<p>Devletin amaçlarına ulaşmada en önemli araç olan bütçe, bir tarafta kamu kesimince üstlenilmiş hizmetlerin üretimini gerçekleştirmektedir.</p>
<p>Diğer yanda ise üretimi özel sektöre bırakılmış alanlarda millet hayatımızda uygun etkiler doğurabilmek için kullanılmaktadır.</p>
<p>Bu kapsamda, bütçeyle milletimize kamusal ve yarı kamusal hizmetler sunulurken gelir dağılımının etkilenmesi, fiyat istikrarının sağlanması, büyümenin hızlandırılması, ekonominin işleyişindeki aksaklıkların düzeltilmesi de gözetilecektir.</p>
<p>Yürütme organının meşruiyetini kazanabilmesi için en başta; bütçenin Meclisimizde kabul ve onayı gerekecektir.</p>
<p>Bu aynı zamanda bütçenin ekonomik işlevinin yanında, çok önemli ve belirleyici bir siyasi fonksiyonun da olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hükümet etme dönemlerinde, sıradanlaşan, hazırlık aşamalarında gerekli ilgi ve özenin gösterilmediği bütçenin; artık yasal bir zorunluluğun yerine getirilmesinden başka bir anlam ifade etmediğini özellikle vurgulamak istiyorum.</p>
<p>Başta maliye politikası olmak üzere, bütün ekonomi politikalarında öncü ve etkileyici bir rolü olması gereken bütçenin, bu halinden şu an itibariyle çok uzak düştüğünü bu vesileyle ifade etmek isterim.</p>
<p>Ulaşılamayan mali hedefler, yanlış tespit edilen ekonomik parametreler, geleceği okuyamayan analiz noksanlığı sürekli olarak gedikler veren bütçenin ortaya çıkmasına neden olmuştur.</p>
<p>Bu durum ise yıl içinde birçok defa bütçenin bir anlamının kalmadığına dair yorumları beraberinde getirmiştir.</p>
<p>Yapboz tahtasına çevrilen bütçenin, bir yılı tamamlamadan gücünü ve inandırıcılığını tamamen kaybettiğine bu dönemler içinde şahit olunmuştur.</p>
<p>Bunun en son örneği olarak 2009 yılı bütçesini göstermek mümkündür.</p>
<p>2010 yılı bütçesinin içte ve dışta yaşadığımız çok kritik ve olağan üstü hassas bir dönemde görüşmek durumunda olduğumuz hepinizin malumudur.</p>
<p>Gelecek yıl bütçesini ayrıntıları ile değerlendirmeye geçmeden önce; genel anlamda içinde bulunduğumuz başta ekonomideki sorunlarla ilgili olmak üzere, bazı temel problem alanlarına dönük düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p><a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>, başarısız bir yönetim altında varlığı ve bütünlüğü tartışmalı bir hale gelmiş, ardı ardına yaşadığı buhranlarla köşeye sıkışmıştır.</p>
<p>Hareketsiz ve kontrolsüz olarak uçurumun kenarına gelen devlet ve toplum hayatı, hiçbir dönemde olmadığı kadar ciddi beka sorunuyla muhatap olmuştur.</p>
<p>Siyasetteki dengenin ve istikrarın kaybı, toplumda cepheleşmeyi teşvik etmiş, hayatın her alanında yozlaşma, ahlaki çöküntü, değer ve norm zedelenmesi yaşanmaya başlamıştır.</p>
<p>Kültürel gerçeklerimizden ve toplumsal temellerimizden kopan ekonomik sistemle birlikte, milletimiz çok büyük bir açmazın ortasına düşmüştür.</p>
<p>Bu eleştirileri yaparken elbette ki şu gerçeği de göz ardı etmemiz mümkün değildir.</p>
<p>Ülkemizin ekonomik yapısı ve gelişmesi bu zamana kadar, çoğunlukla dinamik merkezler tarafından biçimlendirilmiş, yönlendirilmiş, şartlandırılmış ve sınırlandırılmıştır.</p>
<p>Nitekim ekonomik bağımlılık ilişkisinin belirleyen değil ama belirlenen tarafı olmayı içine sindiren, hatta ayakta kalabilmek için bu süreci hızlandıran AKP kadroları, esasen ekonomik meseleleri samimiyetle çözmeyi hiçbir zaman aklına dahi getirmemiştir.</p>
<p>Diğer taraftan, ekonomik sistemin küresel alana aşırı bağımlı yapısı ve insanı dışlayan mekanik kurgusu, zaten birikmiş sorunların kalıcı olarak çözülmesini zorlaştıran başlıca faktörler arasında yer almıştır.</p>
<p>Piyasanın düzen ve istikrarını, insan mutluluğunun üzerinde gören böylesi anlayışın, elbette ki krizlerden zarar gören milyonlarca vatandaşımızla ilgili bir kaygısı olmayacaktır.</p>
<p>Görünmez bir elin dengeleyici ve yönlendirici misyonuna duyulan derin hayranlık ve beraberindeki teslimiyet, tecrübeyle sabittir ki görünen ve sahip olunan değerlerin tahrip olmasının da gerekçesi ve bahanesi olmuştur.</p>
<p>Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler felsefesiyle alınan mesafeler, gelinen aşamalar, sürekli olarak milletimizde büyük kayıplar oluşturmuştur.</p>
<p>Ve bu yaklaşımın ortaya çıkardığı, en azından tetiklediği ve hızlandırdığı ekonomik yıkım, başta ülkemiz olmak üzere yaşadığımız yer küre üzerinde büyük tahribatlara da davetiye çıkarmıştır.</p>
<p>Hatırı sayılı süredir serbestleşme ve küreselleşmeyle birlikte yürüyen krizler, finansal işlemlerdeki kontrol ve gözetim eksiklikleriyle birleşince doğal olarak etki alanını daha da genişletmiştir.</p>
<p>Nitekim dünya genelinde, aşırı ve anormal kâr istekleriyle etik değerlerin üzeri örtülmüş, çığırından çıkan bir ekonomik düzenin ahlaki değerlerden uzak alt yapısı oluşturulmuştur.</p>
<p>Bu ekonomik düzenin mağdurları ve kaybedenleri bellidir. Bunlar, dünyanın her yanında yaşayan ve aralarında milyonlarca vatandaşımızın da bulunduğu milyarlarca yoksul, çaresiz, umutsuz ve sağlıksız kitlelerden başkaları da değildir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Küreselleşme; teknolojik gelişmenin belirleyiciliğinde iletişim ve ulaştırma faaliyetlerindeki gelişmeyle gündemdekini yerini her geçen gün sağlamlaştırmaktadır.</p>
<p>Ulus-devletlerin dayandığı politik topluluğun hem sosyolojik mahiyetini, hem de egemenlik haklarını dönüştüren küreselleşme sürecinin dayatmaları krizlerin ortaya çıkmasının bir nedenidir.</p>
<p>Milyarlarca insan, bu dengesiz ve adaletsiz sistem yüzünden; beslenme ve barınma sorunları yaşamakta, yeterli eğitim ve sağlık hizmetlerini alamamaktadır.</p>
<p>Nitekim günde iki doların altında gelir elde eden 1 milyar 300 bin insanın yanı sıra, 500 milyona yakın kişi de günde bir doların altındaki bir gelirle ayakta kalmaya çalışmaktadır.</p>
<p>Bugün yaklaşık 900 milyon insan içilebilir temiz su imkânından mahrum bir halde yaşamaktadır.</p>
<p>Gelecek yıl günlük geliri 1,25 dolardan az olan 90 milyon insanın daha sefalet şartlarına mahkûm olacağı tespit edilmiş durumdadır.</p>
<p>2009 Yılında 1 milyar 20 milyon kişi yeterli gıdadan uzak kalmış, bir önceki yıla göre yaklaşık 100 milyon insan açlığa terk edilmiştir. Bu rakamlar son 40 yılın en yüksek verileri olarak son derece dikkat çekicidir.</p>
<p>Dünyada 600 milyon yoksul çocuk yaşamakta, bunların yaklaşık 40 milyonu açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.</p>
<p>Her gece 800 milyon insanın aç uyuduğu ve her gün 50 bin kişinin ise açlık ve yoksulluktan öldüğü, dünya genelinde 1 milyarı aşkın insanın aç olduğu bir manzara insanlığın karşısındadır.</p>
<p>Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk, işsizlik, terör, iklim değişiklikleri, çevre kirliliği gibi konular insanlığın temel problem alanları olarak göze çarpmaktadır.</p>
<p>AKP iktidarının iştahla eklemlenmeye çalıştığı küresel ekonomik düzenin kısa özeti bu şekildedir.</p>
<p>Başbakan’ın Eşbaşkanlığını yaptığı Büyük Ortadoğu Projesi de ifade etmeye çalıştığım bu karanlık tablonun maskelenmiş stratejik ayağını oluşturmaktadır.</p>
<p>AKP kadrolarının ağzından düşürmediği Osmanlı’nın hakkaniyetli cihan nizamı anlayışı; sömürgecilikten, kölecilikten ve yoksulluktan beslenen bu küresel ekonomik sistem ile ve bu insanlık dışı manzarayla nerede benzerlik göstermektedir?</p>
<p>Küreselleşmenin bilançosunda eşitsizlik, yoksulluk, etnik çatışma, coğrafyaların değişmesi, devletlerin parçalanması, ülkelerin bölünmesi kutuplaşma ve silahlanma; mutluluk, refah ve yardımlaşmadan daha ağır basar hale gelmiştir.</p>
<p>Bunun yanı sıra küreselleşmenin; adalet, refah ve işbirliği vaat ettiğini de söylemek şu haliyle çok mümkün değildir.</p>
<p>Ekonomik bağımlılığı artıran bu süreç daha çok, son yıllarda iyice şekillenen bölgesel ittifaklar aracılığıyla önümüzdeki yıllarda çetin geçeceği aşikâr olan ekonomik ve kültürel rekabeti de öngörmektedir.</p>
<p>Bu küresel dayatmalar karşısında, Milli devletin temelini oluşturan anahtar kavramlar olan; millet, milliyet ve milli kültürün küreselleşme karşısında ayakta durma mücadelesi alabildiğine artmıştır.</p>
<p>Bunların hemen arkasından da mili egemenlik, demokrasi, dayanışma, bağımsızlık ve onurlu yaşamanın önemi daha da belirginlik kazanmıştır.</p>
<p>Ancak, tehlikelerle dolu olan AB ile müzakere sürecinde söz konusu kavramların hepsi tartışılır hale gelmiştir.</p>
<p>Türk Milletinin kendisine olan inancı zayıflatılarak, millet olma bilincinin köreltilmesine dönük çabalar hız kazanmıştır.</p>
<p>Yeni ekonomi adıyla propagandası yapılan bu adaletsiz küresel düzenin, ulus-devlet yapılarını çözmek ve ayrıştırmak istediği de ortadadır.</p>
<p>Uzunca bir süredir, küresel güçlerin gelişmekte olan ya da azgelişmiş ülkelere demokrasi ve insan hakları kılıfıyla böl, parçala ve yönet politikalarını dayattıkları anlaşılmıştır.</p>
<p>İstikrarsız bir ekonomi; sürdürülebilir ve kontrollü siyasi istikrarsızlığın bir sonucu ve hızlandırıcısı olarak milletimize büyük acılar, zulümler ve sıkıntılar yaşatmaktadır.</p>
<p>Türk milleti böylesi bir mağduriyeti hak etmemektedir.</p>
<p>Fakirlik bir kader, işsizlik mutlak bir son değildir. Olmamalıdır.</p>
<p>Hakkaniyetten uzak bu ekonomik süreç, önce bu sürecin mağduru olan milletimiz tarafından mutlaka değiştirilmelidir, inancımız odur ki değiştirilecek ve tersine de çevrilecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Bilindiği üzere, üretimden kopuk, tamamen kâğıt üstü soyut kıymetlerin ekonomik sistemi felç etmesiyle geçtiğimiz yıl dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz ortaya çıkmıştır.</p>
<p>2008 yılında başlayan küresel krizin finansal piyasalardan reel ekonomilere sıçraması ise 2009 yılında gerçekleşmiştir.</p>
<p>Kriz, her ne kadar ABD kaynaklı olarak ortaya çıkmışsa da, uluslar arası ticaret ve kredi piyasaları yoluyla diğer ülkeleri de önemli oranda hâkimiyeti altına almıştır.</p>
<p>Ancak, küresel krizin çıktığı ülkeler gerekli tedbirleri alarak, krizin ateşini az da olsa söndürebilmişken, en başta kendi iç çelişkilerinden kaynaklanan düzensizlik ve dengesizliklerle krize yakalanan <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisi yoğun bakım ünitesinden hala çıkabilmiş değildir.</p>
<p>Ne üzücüdür ki, uzun yıllardan beri değişik dönemlerde ülkemizde ortaya çıkan ekonomik sorunlar, gündemi haklı olarak sürekli işgal etmiştir.  Ve AKP iktidarının, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisini adeta sürükleyerek tuzağına düşürdüğü kriz hali, bunun en son örneğini teşkil etmiştir.</p>
<p>Cumhuriyet’in kuruluşundan bu zamana kadar geçen 86 yıllık zaman zarfında, artan ve tekrarlayan sıklıkla ve şiddetle ekonomide müzmin krizler yaşandığını inkâr etmek mümkün değildir.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl başlayan kriz de dâhil olmak üzere, bunlardan yedisi, ekonomik sistemi derinden sarsan ve toplumsal dengeyi alt üst eden özellikler taşımışlardır. (1929–31, 1958–61, 1978–81,  1988–89, 1994, 1998–2001, 2008–2009)</p>
<p>İlave olarak etki alanı daha dar ve kısa menzilli dört ekonomik kriz daha yaşanmış ve milletimiz için ortaya çıkardığı sonuçları ağır olmuştur. (1947, 1969, 1982, 1991)</p>
<p><a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> her on yıllık sürenin sonuna doğru, ya şiddetli, ya da hafif bir krizi mutlaka yaşamıştır.</p>
<p>Yirmi yılda bir görülen ve bu yirmi yıllık dönemlerin sekizinci yılında başlayan krizler (1958, 1978, 1998) olağanüstü şiddet ve uzunlukta olmuş, özellikle 1978 ve 2008 yılı krizleri her açıdan milletimize çok pahalıya mal olmuştur.</p>
<p>Kabul ve itiraf etmek lazımdır ki; ekonomiyi uluslar arası alana eklemlemede fazlasıyla hevesli olmak, ekonominin girdiği kriz çarkına içeriden müdahaleyi etkisizleştirmektedir.</p>
<p>Bu durum, aynı zamanda, krize müdahalede yararlanılacak politik araçları da tesirsiz hale getirmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, ülkemizde dışa açılmanın hem siyasal tercihler, hem dayatmalar ve hem kurumsal bağlantılarla doruğa çıktığı 1990’lı yılların, dünyadan bize yansıyan istikrarsızlaştırıcı tesirlerle çakışması çok normal ve çok doğaldır.</p>
<p>Bahsetmeye çalıştığım bu anormal manzaranın, iç siyasetimizin yarattığı gelgitler sonucunda oluşan kaosla birlikte daha da arttığı ortadadır.</p>
<p>Biliyoruz ki, hükümetlerin her zaman için ekonomiyi denetleyici ve yönlendirici politika aletleri vardır ve olmalıdır.</p>
<p>Etkinlikle kullanılması halinde bunlar, ekonomik krizleri sınırlarken, krizden çıkışı da kolaylaştırabilecektir. Nitekim bütçe politikası bunun en belirginlerindendir.</p>
<p>Ne var ki, AKP hükümetinin izlediği yanlış ve hatalı politikalar neticesinde; bu işaret etmeye çalıştığım hususların hiç birisi gerçekleşmemiştir.</p>
<p>Küresel alanda cereyan eden kriz, içteki olumsuzluklar ve beceriksizlikler sayesinde ve aynı zamanda ekonomik sistemimizin tabiatında yer alan krize yatkınlıkla birleşince ortaya çok büyük maliyetler çıkmıştır.</p>
<p>Ekonomideki alaborayı, bir teknenin alaborasıyla karıştıran iktidar zihniyeti; tedbir almakta inat edince bugün yaşadığımız ve her alana bulaşan kapsamlı problemlere kapı aralamıştır.</p>
<p>Birbirinden kopuk tedbirlerle krize karşı mücadele edildiğini iddia eden siyasi iktidar, her şeyden önce ekonomideki açmazları tahlil ve izah edecek bir görüş genişliğine bile sahip olmadığını her fırsatta göstermiştir.</p>
<p>Sadece bir şey yapmış olmak için bazı adımlar attığı anlaşılan AKP hükümetinin, krizi ortadan kaldıracak fikrinin, inancının, gücünün ve kararlılığının olmadığı bugün çok daha net olarak görülmektedir.</p>
<p>Üreten sektörlerin ihmal edilmesi, insanımızın dertlerinin ciddiye alınmaması ve güvenden yoksun sanal makro verilerle ekonominin tasvir ve tahlil çabaları bugüne kadar hiçbir fayda sağlamamıştır.</p>
<p>Bununla birlikte geride kalan yıllarda, kendi dışımızdaki gelişmelerden dolayı yakaladığımız ekonomideki avantajlı pozisyonun, vatandaşımızın hayat standardında kalıcı ve etkili sonuçlar doğurmaması, iyileşme ve gelir artışının iktidara yakın küçük bir azınlıkta ortaya çıkması işlerin iyiye gittiğinin işareti sayılmamalıdır.</p>
<p>Bu çelişkilerle dolu özürlü manzarayı ülkemiz genelinde bir başarı olarak takdimde ısrar eden Başbakan Erdoğan, yoksullaşan, işsiz kalan, çaresizliğin acımazlığında kıvranan milyonları hamasetle avutmaya çalışmıştır.</p>
<p><a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>’yi baştanbaşa saran ve sosyal yapıyı sarsan krizi hala teğet edebiyatıyla tevil etmeye çalışan iktidar tedbirde çok geç kalmıştır.</p>
<p>Ve olumlu etkileri konusunda ciddi şüphelerin çok fazla olduğu paketlerle krizi savuşturacağını zannetmiştir.</p>
<p>Büyüme, kalkınma ve zenginleşmeyi yalnızca rakamlarda arayan iktidar zihniyetinin vatandaşımızın içine düştüğü ekonomik zorlukları çözmesi bir tarafa, anlamasının dahi ihtimal dâhilinde olmadığı gelişmelerle ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Takdir edersiniz ki, ekonomide sayılar ve rakamlar önemlidir, ancak, her rakamın arkasında insanımızın acıları, gözyaşları ve dertlerinin bulunduğunu unutmamak lazımdır.</p>
<p>Küçük bir rakam ve yüzde çok sayıda insan için iş veya işsizlik, açlık veya tokluk, çare veya sıkıntıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>1929 ekonomik krizi dışında, yaşadığımız ekonomik krizlerin hemen hepsinin ağır bir siyasi faturası olmuştur.</p>
<p>Soğuk Savaş yıllarında yaşanan 1958 ve 1978 krizlerini, askeri darbe, demokrasinin askıya alınması ve siyasi parti kapatma süreçleri izlemiştir.</p>
<p>Milletimiz uzunca bir süre bu müdahalelerin neden olduğu siyasi çalkantılarla sarsılmıştır.</p>
<p>Her ekonomik kriz, peşi sıra demokratik sistemin tartışılmasını beraberinde getirmiş, bundan en fazla zararı elbette büyük milletimiz yaşamıştır.</p>
<p>Çalkantı, kriz, askeri müdahale ve dışa bağımlılık, birbirini izleyen ve iç içe geçmiş süreçler olarak ülkemizin talihsiz ve demokratik olmayan bir alışkanlığı haline gelmiştir.</p>
<p>Hem ekonominin, hem demokrasinin kısır döngüsü olarak tanımlanabilecek bu fasit daire, geride kalan yıllarda büyük kayıplarımıza neden olmuştur.</p>
<p>Bununla birlikte ülke çıkarımıza uygun düşmeyen, milli gerçeklerimizle bağdaşmayan, hatta kimi zaman mantık dışı ekonomi politikalarıyla da yüz yüze gelinmiştir.</p>
<p>Bugün de, dışarıya hevesle bağlanan ve geleceğini dış bağlantılarda arayan AKP iktidarı, bu anlayışının doğal sonucu olarak, insanımızın refahını, uluslar arası kuruluşların raporlarında, borsa endekslerinde, küresel finans kurumlarının himmetinde aramaktadır.</p>
<p>Olumlu olduğuna inandığı en küçük veriyi bile başarı gibi takdim etmekten başka seçeneği kalmamış Başbakan Erdoğan’a, sadece sokaklara, caddelere, pazarlara, çarşılara, tarlalara, bostanlara, fabrikalara bakarak insanımızın ne hale geldiğini görmesini tavsiye ediyorum.</p>
<p>Buna ilave olarak, uluslar arası yalancı şahitlere sığınarak ortada duran gerçekleri değiştirmeye çalışanları, içinden çıkmakta bir türlü başarılı olunmayan krizlerin sosyal sonuçlarına da bakmaya davet ediyorum.</p>
<p>Nitekim her krizin kaybedenleri bellidir ve onlar da milyonlarca dar ve az gelirli insanımızdan başkası olmamıştır.</p>
<p>Krizlerin yanlış politika ve öngörü hatalarından çıktığı, savruk ve sorumsuz uygulamalarla daha da derinleştiği aşikârdır.</p>
<p>Ayrıca ekonomik dengesizliğin, siyasal ve toplumsal bunalımlara anında dönüştüğü bu zamana kadarki tecrübelerle sabittir.</p>
<p>Yedi uzun yıldır iktidar sorumluluğunu taşıyan Adalet ve Kalkınma Partisi, kendisine tanınan fırsatları birer birer heba etmiş, en müsait şartlarda dahi ekonomik problemleri çözememiştir.</p>
<p>Ekonominin, dış etkenlerdeki gelişmelerden dolayı oransal büyümesini ve sanal gelişmesini de yanlış yorumlamıştır.</p>
<p>Nitekim dünya büyüme oranlarının, yüzde 4 ile 5 arasında seyrettiği bir dönemde, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisi de bundan kendine düşen hisseyi almıştır.</p>
<p>AKP hükümetince, iftiharla her ortamda propagandası yapılan bu ekonomik büyüme; esasen 2005 yılından itibaren gerilemeye başlamış, 2006 yılından sonra bu düşme daha da belirginlik kazanmıştır.</p>
<p>2003–2007 döneminde, ortalama yüzde 6,9 olan GSYİH artış oranı 2008 yılında yüzde 0,9 olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>2008’in ilk yarısında yüzde 4,9 büyüme olarak hesaplanan GSYH’daki değişim, küresel krizin etkilerini gösterdiği 2008’in ikinci yarısında yüzde 2,7 oranında düşüş olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>2009 yılına gelindiğinde, yılın ilk çeyreğinde GSYİH’daki daralma yüzde 14,3 olarak gerçekleşerek son yılların en yüksek seviyesine çıkmıştır.</p>
<p>GSYİH’daki daralma 2009 yılının ilk altı aylık döneminde, 2008’in aynı dönemine göre yüzde 10,6 oranında gerçekleşmiştir.</p>
<p>İşsizlik, sözde büyümeye rağmen artmaya devam etmiş, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>; Güney Afrika ve İspanya ile birlikte işsizliğin en yüksek olduğu üç ülkeden birisi haline gelmiştir.</p>
<p>Dış talepte yaşanan düşüş neticesinde imalat sanayinin daralması ve ülke içi ekonomik faaliyetlerin azalmasıyla işsizlik oranlarında 2008 ve 2009 yıllarında büyük artış yaşanmıştır.</p>
<p>2007 yılında yüzde 10,3 olan işsizlik oranı, 2008’de yüzde 11’e çıkmış, 2009 yılı şubat ayında yüzde 16,1 olarak yıl içindeki en yüksek seviyeye ulaşmıştır.</p>
<p><strong>“Kriz teğet geçti, en az etkilendik, bize bir şey olmaz”,</strong> denildikçe; yüz binlerce vatandaşımız işsiz kalmış, fabrikalar kapanmış, her ocaktan feryatlar yükselmiştir.</p>
<p>Krize fırsat gözüyle bakıldıkça, kriz acı ve katlanılamaz yüzünü daha çok yoksulluk, sefalet ve şikâyet olarak göstermiştir.</p>
<p>Bugün evler, sokak araları, kahvehaneler, küçümsenen kriz nedeniyle çaresizliğe mahkûm olmuş insanımızla doludur.</p>
<p>Nereden nereye geldik diyerek, dönem dönem kendi iktidarıyla, önceki dönemleri karşılaştıranların, gerçekten de <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>’yi nasıl içinden çıkılmaz duruma soktuğu ortadadır.</p>
<p>Ekonomiyi borsa endekslerinde, faiz oranlarında, döviz kurunda arayan ve bu alanlardaki gelişmelerle izah etmeye çalışan ekonomi algısından başka bir şey beklemek de mümkün değildir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Takdir edersiniz ki, hayatımızın her alanına nüfuz eden bütçeyi burada bütün yönleri ile ve ayrıntılı olarak analiz edecek zamana sahip değiliz.</p>
<p>Bu konuları bütçe ile ilgili müzakereler esnasında Grubumuzu temsilen söz alacak olan arkadaşlarım Yüce Meclise görüşlerimizi detaylarıyla ifade edeceklerdir.</p>
<p>Buna rağmen, 2010 yılı bütçesi ile ilgili olarak genel bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda başlangıçta; merkezi yönetim bütçe giderleri 259 milyar 156 milyon TL, bütçe gelirleri de 248 milyar 758 milyon TL olarak öngörülmüştür.</p>
<p>Bu çerçevede, 2009 yılında 10 milyar 398 milyon TL bütçe açığı hesaplanmış ve bütçe açığının GSYİH’ya oranının ise yüzde 0,9 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmişti.</p>
<p>Ne var ki, baştan itibaren, temelsiz ve ekonominin gerçeklerinden kopuk olarak hazırlandığını dile getirdiğimiz 2009 bütçesiyle ilgili görüşlerimizde ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmıştır.</p>
<p>2009 yılı Ocak-Ekim döneminde, bütçe giderleri 218 milyar 600 milyon TL, bütçe gelirleri ise 175 milyar 368 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>Bu dönemde bütçe açığı da geçen yılın aynı döneminde göre yüzde 784,7 artmış ve 43 milyar 232 milyon TL düzeyinde oluşmuştur.</p>
<p>Hükümetin öngörüsüzlüğü ve önlem almada son derece isteksiz olduğu kriz nedeniyle; kamu giderlerindeki artış ve gelirlerdeki azalma sebebiyle bütçe açığının 2009 yılı sonunda 62 milyar 824 milyon TL; bütçe açığının GSYİH’ye oranının ise yüzde 6,6 olarak gerçekleşmesi gündeme gelmiştir.</p>
<p>Bu haliyle AKP iktidarı bütçeyi, hiçbir anlamı ve önemi kalmayan bir kâğıt tomarı haline dönüştürmüştür.</p>
<p>Özellikle bütçe büyüklüklerinin dayandığı, içinde bulunduğumuz yıl için söz konusu olan yüzde 4’lük büyüme tahmininin abartılı olduğunu, 2009 yılı bütçesinin görüşülmesi esnasında ve sonrasında yaptığımız ikazlarla sürekli gündeme getirmiş, ancak hükümeti aymazlığından bir türlü döndürememiştik.</p>
<p>Oysaki geride bıraktığımız aylardaki gelişmeler; bu uyarılarımızda da ne kadar haklı olduğumuzu göstermiş, nitekim 2009 yılında <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisinin yüzde 6 küçüleceği ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Ne var ki, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisinin 2009 yılındaki acı derslerinden kendi hissesine düşen sonuçları almakta direnen iktidar partisinin hazırladığı 2010 yılı bütçesi yine umut verici olmaktan uzaktır.</p>
<p>Bu defa da, 2010 yılı ekonomik büyümesinin yüzde 3,5 civarında gerçekleşmesi ve izleyen yıllarda kademeli bir şekilde yükseleceği tahmin edilmektedir.</p>
<p>Orta Vadeli Programda ve bütçede yüzde 6 düzeyinde bir küçülme hedefinden sonra, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisinin 2010 yılında nasıl olurda yüzde 3,5 oranında büyüyeceği hususu izaha muhtaçtır.</p>
<p>Finansman kaynaklarının açıklanamadığı, yükselen kamu açıkları ve kamu borçlanma gereğinin ve bunun tetikleyeceği enflasyonist etkilerin bütçede göz ardı edildiği ortadayken bu büyüme seviyesine ulaşılmasının mümkün olmadığı şimdiden belirginlik kazanmıştır.</p>
<p>Ekonominin uzun yıllardır 2009’da olduğu kadar daralmadığı ortadadır.</p>
<p>Bu kusurun ise başlı başına hükümetin krizi önemsememesinden ve lazım gelen tedbirleri almamasından kaynaklanmış olduğu kuşku götürmez bir gerçektir.</p>
<p>İlave olarak yedi yıldır tek başına hükümet olmasına rağmen, AKP’nin ekonominin yapısal sorunlarını çözmekte başarısız olması, ortaya çok kötü bir tablonun çıkmasına da neden olmuştur.</p>
<p>Ekonomik krizin temelde ve öncelikle reel sektörü baskı altına almasına rağmen, gelecek yıl bütçesinde reel sektörü rahatlatacak hiçbir tedbire yer verilmemesi tam bir AKP klasiğidir.</p>
<p>2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin; ülkenin dört bir tarafına ihtiyaç duyulan yatırımı götüren, reel kesimi destekleyen, ekonomik gelişmeye odaklanmış, refahı dikkate alan bir bütçe olmaktan tamamen uzak olduğu bütün yönleriyle ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Krizin etkisiyle bozulan kamu mali dengelerinin düzelmesi yönünde önümüzdeki yılda da ümitvar olmamızı sağlayacak bir gelişme söz konusu değildir.</p>
<p>2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin giderleri; 286 milyar 928 milyon TL, gelirleri 236 milyar 794 milyon TL, bütçe açığı ise 50 milyar 134 milyon TL ve faiz dışı fazlanın da 6 milyar 616 milyon TL olarak gerçekleşeceği öngörülmüştür.</p>
<p>Bu kapsamda 2010 yılı bütçesi krizden çıkışı sağlamayacak, krizi toplumsal yapıya daha çok yayacak bir nitelik gösterecektir.</p>
<p>Bütçe açığındaki tehlikeli artış başkaca bir yorum yapmamıza gerçekten de mani olmaktadır.</p>
<p>2010 Merkezi Yönetim Bütçesinde faiz hariç bütçe giderlerinin 2009 yılı sonu tahmininden yüzde 9 oranında fazla belirlenmiş olmasına karşın,  yüzde 3,5’luk temelsiz büyüme öngörüsüyle; bütçe gelirlerinde yüzde 16,1; vergi gelirlerinde ise yüzde 18,2 oranındaki artış beklentisi gerçekçi ve tutarlı olmayacaktır.</p>
<p>Vergi gelirlerinin GSYİH içindeki payının 2010 yılında 18,8&#8242;e çıkarılması hedefinin temelden sakat ve yanlış olduğunu belirtmek isterim.</p>
<p>Ekonominin içinde çırpındığı olumsuz şartlarda, toplam vergi gelirlerinin geçen yıla nazaran GSYİH’nın yüzde 1,5’i nispetinde artırılması da şu haliyle çok zor görülmektedir.</p>
<p>2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde giderlerin yüzde 7,6; faiz dışı giderlerin ise yüzde 9 oranında artacağı öngörülmektedir.</p>
<p>2010 yılında GSYİH deflâtörünün yüzde 5, TÜFE’nin ise yüzde 5,3 artacağı düşünüldüğünde, 2010 yılında bütçe giderlerinde oldukça önemli reel artışlar olacağı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, daralan iç talep, harcama eğiliminin zayıflaması, gelir yetersizliği 2010 yılında 2009 yılına göre gelir vergisi tahsilât artışı hedefinin yüzde 10,2 oranında tahmin edilmesinin çok hatalı ve basiretli bir davranış olmadığını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Toplam KDV tahsilâtında 2010 yılı hedefi ise yüzde 21,6’lık bir artışla 52 milyar 744 milyon lira düzeyindedir.</p>
<p>Hükümetin gelir vergisinde yüzde 10,2’lik bir artış öngörmesi toplumun gelirlerinin yüzde 21,6 artmayacağını göstermektedir.</p>
<p>Enflasyon beklentisinin yüzde 5,3; büyüme hedefinin yüzde 3,5 olmasına, tüketimin ve fiyatların artmayacağının öngörülmesine rağmen yüzde 21,6 KDV tahsilât artış hedefi tam anlamıyla bir tutarsızlık örneğidir.</p>
<p>Kamu çalışanlarına yönelik 2010 yılında da altışar aylık dönemler itibariyle yüzde 2,5+2,5 zam yapılacak olması kamu görevlileri için daha zorlu günlerin habercisi niteliğindedir.</p>
<p>2010 yılı da tarımsal destekleme ve dolayısıyla çiftçi kardeşlerimiz açısından iyi bir yıl olmayacaktır. 2010 yılında tarımsal destekleme ödeneği nominal olarak 2008 yılındaki seviyenin altındadır.</p>
<p>Nitekim 2010 yılı bütçesi bu haliyle; sosyal yönü olmayan, kamu görevlilerini gözetmeyen, milletimizin sorunların altında ezileceğini tescil eden bir özelliğe sahiptir.</p>
<p>Hükümetin 2010 yılı için getirdiği Merkezi Yönetim Bütçe parametreleri ve orta vadeli çerçeve; ekonomiye ivme kazandıracak, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>’nin ilerleyen yıllarda büyümesini ve rekabet gücüne katkı sağlayacak bir kamu yatırım programı uygulanmayacağına işaret etmektedir.</p>
<p>Nitekim 1998–2002 döneminde kamu yatırımlarının milli gelir içindeki payı ortalama yüzde 4,8 olmuşken, 2003–2010 döneminde bu oran yüzde 3,8 olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>2010 yılında toplam kamu yatırımlarında, 2009 gerçekleşme tahminine göre, yüzde 8,2 oranında bir artış öngörülmektedir. Bütçe açısından bakıldığında yatırım ödeneklerindeki artış yüzde 1,4 oranında olduğu görülecektir.</p>
<p>Aynı kategoride yer alan ekonomiler arasında büyümedeki düşüşün en fazla <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>’de olduğu, işsizliğin en çok Tü6rkiye’de yükseldiği, ancak bu olumsuzlukların sağlıklı analizi yapılmadan bütçe hazırlandığı net olarak anlaşılmaktadır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Son olarak şu hususların altını çizmeyi yararlı görüyorum. </span></p>
<p>2010 Yılı Bütçesi bu haliyle inandırıcı olmaktan uzaktır ve aynı zamanda yetersizdir.</p>
<p>Bundan dolayı <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisi, önümüzdeki yılı da büyük zorluklar içinde geçirecek, milletimiz adına umut verici gelişmeler yaşanmayacaktır.</p>
<p>Kendisi gibi inandırıcılıktan ve samimiyetten mahrum bir bütçe hazırlayan AKP iktidarıyla gelecek yıl da şimdiden kaybedilmiştir.</p>
<p>Büyük bir ekonomik krizin içinden çıkış arayan ülkemiz, önümüzdeki yılın bütçesiyle hiçbir sorunu aşamayacak, ‘ne yapalım dünyada da kriz var’ diyen bakış açısıyla hükümet teslimiyetçi tutumunu ekonomide de sürdürecektir.</p>
<p>Bu bütçede hükümet işsizlik sorununun çözümünde devleti devre dışı bırakmış, istihdamı özel sektörün inisiyatifine terk etmiştir.</p>
<p>Ne var ki daha şimdiden 50,1 milyar TL olarak öngörülen bütçe açığı ile özel sektörün kullanacağı finans imkânlarını kendine kullanacağını da ilan ederek özel sektörün yatırım konusunda da önünü kesmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sayın Başkan,</strong></p>
<p><strong>Sayın Milletvekilleri,</strong></p>
<p>Kısaca, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;miz için siyasi ve ekonomik krizler, belirsizlikler, çalkantılar ve gerginliklerle geçen, gelecek için kaygılarımızın derinleştiği kayıp bir yıl olan 2009’dan sonra 2010 yılının da heba edilen bir yıl olacağı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Ve, bütün veriler 2010 yılının, içinde bulunduğumuz 2009 yılından daha zor olacağını göstermektedir.</p>
<p>Öngörülen gelirler toplanamayacak, giderler ise hedeflerin üzerine çıkacaktır.</p>
<p>Bu bütçe hesap bilmezliğin değilse milleti aldatma anlayışının bir ürünüdür.</p>
<p>Gerçeklerden uzak, sanal beklentilerle hazırlanan <span style="text-decoration: underline;">2010 bütçesinde;</span></p>
<p>İşçiye, memura, çiftçiye, emekliye, esnafa, işsize, yoksula, dar ve sabit gelirlilere bir umut yoktur.</p>
<p>Müteşebbise, sanayiciye umut yoktur.</p>
<p>Yatırıma, üretime ve istihdama bir umut yoktur.</p>
<p>Eğitime, sağlığa, huzura ve kardeşliğe umut yoktur.</p>
<p>Bütçenin, ülkemizin ve milletimizin geleceğini şekillendirecek tercihleri ve öncelikleri dikkate alan ve ortaya koyan bir vizyonu da yoktur.</p>
<p>Daha mutlu, daha müreffeh, daha huzurlu bir <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>’nin de müjdesi yoktur.</p>
<p><a href="http://www.secimnet.com/secim/milliyetci-hareket-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milliyetçi Hareket Partisi">Milliyetçi Hareket Partisi</a> olarak samimi beklentimiz; insanlarımızın mutlu, huzurlu ve gelecekten daha umutlu olduğu, devleti, ülkesi ve milletiyle bir ve bütün olarak daha güçlü bir <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>’nin birlikte inşasıdır.</p>
<p>Millet yararına olmayan hiçbir işin içerisinde olmadık, olmayacağız. Biz daima millet yararına çabaların içinde olacağız. Hükümetin bu yöndeki çabalarına da katkıda bulunmaya hazırız.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.</p>
<p>Televizyonları başında bizi izleyen vatandaşlarıma saygı ve sevgiler sunuyorum.</p>
<p>Konuşmama son verirken; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.</p>

	etiketler: <a href="http://www.secimnet.com/secim/milliyetci-hareket-partisi" title="Milliyetçi Hareket Partisi" rel="tag">Milliyetçi Hareket Partisi</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/resadiye" title="Reşadiye" rel="tag">Reşadiye</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/tokat" title="Tokat" rel="tag">Tokat</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/yonetim-butce-kanunu" title="Yönetim Bütçe Kanunu" rel="tag">Yönetim Bütçe Kanunu</a><br />

	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.secimnet.com/alevi-vatandaslarimiz-hickimsenin-arka-bahcesi-degildir.html" title="Alevi vatandaşlarımız hiçkimsenin arka bahçesi değildir (November 30, 2009)">Alevi vatandaşlarımız hiçkimsenin arka bahçesi değildir</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.secimnet.com/milliyetci-hareket-partisi-genel-baskani-sayin-dr-devlet-bahcelinin-tbmm-genel-kurulunda-2010-yili-butce-kanun-tasarisi-hakkinda-yapmis-olduklari-konusma-metni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alevi vatandaşlarımız hiçkimsenin arka bahçesi değildir</title>
		<link>http://www.secimnet.com/alevi-vatandaslarimiz-hickimsenin-arka-bahcesi-degildir.html</link>
		<comments>http://www.secimnet.com/alevi-vatandaslarimiz-hickimsenin-arka-bahcesi-degildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 18:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zargi</dc:creator>
				<category><![CDATA[AK PARTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.secimnet.com/alevi-vatandaslarimiz-hickimsenin-arka-bahcesi-degildir.html</guid>
		<description><![CDATA[AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Sayın Doç. Dr. Hüseyin Çelik, 25 Kasım Çarşamba günü gündemdeki gelişmelere ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Çelik, basın toplantısında şöyle konuştu:
&#8220;Kamu çalışanları vatandaşın günlük hayatını ıstıraba dönüştürme hakkına sahip değildir. Trenleri durdurup, insanların oradan yollarına devam etmelerini engellemek, trenlerin çalışmasını engellemek, sağlık kurumlarında vatandaşın sağlığının olumsuz etkilenmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Sayın Doç. Dr. <a href="http://www.secimnet.com/secim/huseyin-celik" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hüseyin Çelik">Hüseyin Çelik</a>, 25 Kasım Çarşamba günü gündemdeki gelişmelere ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Çelik, basın toplantısında şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Kamu çalışanları vatandaşın günlük hayatını ıstıraba dönüştürme hakkına sahip değildir. Trenleri durdurup, insanların oradan yollarına devam etmelerini engellemek, trenlerin çalışmasını engellemek, sağlık kurumlarında vatandaşın sağlığının olumsuz etkilenmesi için bazı girişimlerde bulunmak, öğrencilerin okula gitmesinin önüne engel koymak, kamu sendikacılığı anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Açıkçası, bugün yapılan eylemi çok masum bir hak arama eylemi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bütün diyalog yolları açıkken, böyle bir eyleme tevessül etmenin iyi niyetle bağdaşır tarafını olmadığını ifade etmek istiyorum. <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> bir hukuk devletidir. Herkes Anayasa ve yasalardan aldığı hakkı ve yetkiyi kullanmak durumundadır. Aksi takdirde kaos ve kargaşa çıkar. Vatandaşın hayatını ıstıraba çevirmeyelim ve ideolojik tavırlar takınmayalım. Müzakere faslı henüz açılmamıştır ve burada altı çizilmesi gereken şey: Avrupa Birliği ülkelerindeki personel rejimiyle bizim personel rejimimizin kesinlikle birbirine çok da benzemediğidir. Malumunuz Avrupa&#8217;da memur-işçi ayrımı yoktur. Bu meselelerin hepsinin birlikte ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Şapla şekeri birbirine karıştırmayalım ve dediğim gibi, vatandaşımızın hayatını ızdıraba çevirmeyelim ve ideolojik tavırlarını takınmayalım, bunu doğru bulmadığımızı da ifade etmek istiyorum.</p>
<p><span id="more-30"></span>
</p>
<p>Öte yandan, memurlarımızla ilgili iktidara geldiğimizden beri yaptığımız iyileştirmeler var. Ben şimdi size devletin resmi rakamlarını açıklıyorum değerli basın mensupları. 2,5 artı 2,5&#8242;a itiraz edildiği söyleniyor. Bakın, 2002 Aralık, 2009 Aralık arasındaki toplam enflasyon yüzde 93,1&#8242;dir. Peki kamu çalışanlarına yapılan artışlara bakalım, en düşük memur maaşına enflasyondan arındırılmış artışı söylüyorum, enflasyon payı çıktıktan sonra en küçük düzeyde, en düşük düzeyde maaş alan devlet memurlarına yüzde 49,2&#8242;lik bir artış sağlanmıştır. Yüzde 49,2&#8242;lik bunun adı refah payıdır, enflasyon üstünde yapılan iyileşmedir. Peki, tüm devlet memurlarındaki toplam artış nedir? Ortalama memur maaşını enflasyonun üzerinde, Hükümetimiz döneminde yapılan artış da yüzde 26,4 artış sağlanmıştır. Yani, memurun enflasyonun altında kalması, memur maaşlarının, ücretlerinin, sosyal haklarının enflasyonun altında kalması, memurların enflasyona ezdirilmesi şeklindeki bir iddia doğru değildir, bunu sizler aracılığıyla değerli vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi dün hem <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a>&#8217;nin, hem <a href="http://www.secimnet.com/secim/milliyetci-hareket-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milliyetçi Hareket Partisi">Milliyetçi Hareket Partisi</a>&#8217;nin grup toplantıları vardı. Sayın Bahçeli her zaman alışık olduğumuz üslubuyla yine Hükümetimize yönelik, Sayın Başbakanımıza ve Partimize yönelik olarak bir ton hakaretamiz ifade kullanmıştır. Ben daha önceki yaptığım basın toplantısında da söyledim, Sayın Bahçeli&#8217;nin ağzına aldığı sözleri, hakaret ifadelerini burada tekrar edecek değilim, buna terbiyem müsait değil. Zaten Sayın Başbakan; Sayın Bahçeli ve Sayın Baykal konuştuğu zaman çocukları televizyonlardan uzak tutalım, özellikle 18 yaşının altındakiler dinlemesin, çok zarar verir diye uyarıda bulunmuştu. Maalesef Sayın Bahçeli yine aynı Bahçeli klasiğini dün de sürdürdü. Elbette dediğim gibi bunlar üzerinde duracak değilim. Ancak, bütün bu tahkir ve tezyif anlamına, hakaret anlamına gelebilecek cümleleri ve kelimeleri sarf ettikten sonra, Sayın Bahçeli diyor ki; &#8220;Sayın Başbakan nezaket ve üslup zarafetini kaybetmiştir&#8221; diyor. Şimdi bizde halk arasında, dinime &#8220;tal eden bari müselman&#8221; olsa şeklinde bir ifade var. Yani bunu söyleyen kişinin eğer üslubunda zarafetin ve nezaketin zerresi olsa gam yemeyeceğiz. Herkesi zarif, herkesi nezih bir üsluba davet ediyoruz. Siyaset rekabettir, ama nezaket ve zarafetle birlikte bunun yapılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum. Sayın Bahçeli dünkü grup konuşmasında, Sayın Öymen&#8217;e yine destek vermiştir, özellikle Dersim&#8217;le ilgili meselede yine Dersim meselesine yapılan müdahaleyi bile kutsayan bir tutum sergilemiştir. Bunu yine halkımla paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Değerli arkadaşlarım, Sayın Bahçeli adeta uzun zamandır uyuyan ve uykudan uyanmış bir insanın ruh halini yansıtıyor. Alevilerle ilgili, <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızla ilgili <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;de yapılması gereken, atılması gereken adımlardan söz ederken, bir <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> Alevilik araştırma ve uygulama merkezinin kurulması gerektiğini ve bunun devlet tarafından finanse edilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Değerli basın mensupları, bugün Tunceli Üniversitesi bünyesinde ki tam kuruluş tarihi de 20 Temmuz 2009&#8242;dur, Alevilik Araştırma ve Uygulama Merkezi resmen kurulmuştur, bir devletten desteklenen, finanse edilen bir araştırma ve uygulama merkezi olarak kurulmuştur ve ilk yayınlarını yapmaya başlamıştır. İlk yayını da, büyük hacimli bir &#8220;Kerbela Mersiyeleri&#8221; isimli kitap olmuştur. Öte yandan, 2008 yılında yine Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi, Çorum Hitit Üniversitesi bünyesinde kurulmuştur. Daha önce Türklük ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırmaları Merkezi de Gazi Üniversitesi bünyesinde zaten mevcut idi. Şimdi <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;de şu anda 3 saygın ve önemli üniversitemizde, 3 tane Alevilik ve Bektaşilikle ilgili araştırma ve uygulama merkezi var, ama anladığım kadarıyla Sayın Bahçeli&#8217;nin danışmanları her seferinde hakaret içeren, hamaset içeren, husumet içeren yeni ve orijinal ifadeler ve kelimeler bulmakla uğraşırken demek ki bunları kaçırıyorlar, bunu ifade etmek istiyorum.</p>
<p>Öte yandan, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;ndaki ders kitaplarında müfredatla ilgili, Alevilikle ilgili bazı adımların atılması gerektiğini söylüyor. Anladığım kadarıyla bundan da haberi yok. Şu anda 42 sayfa halinde Alevilik ve Bektaşilikle ilgili olarak ders kitaplarında bölümler mevcuttur. Alevilik nedir, Bektaşilik nedir, Caferilik nedir, Şiilik nedir, ne değildir? Buna ayna tutulmuştur ve bu yapılırken de sadece <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın çocukları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde bunları öğrensinler diye yapılmamıştır. Aynı zamanda Sünni vatandaşlarımızın çocukları da Aleviliği doğru öğrensinler diye yapılmıştır. Çünkü, bu toplumda birlikte yaşadığımıza göre, birbirimizin inançlarını doğru şekilde bilmek, algılamak zorundayız, böyle bir amaca yönelik olarak bu yapılmıştır.</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın yapması gereken bazı faaliyetlerden söz ediyor, Sayın Bahçeli&#8217;nin anladığım kadarıyla bundan da haberi yok. Maalesef bu arkadaşlarımız adeta siyasi Ashab-ı Kehf&#8217;i oynuyorlar, yani hani yedi uğurlar var ya, şöyle uyuyup 300 sene sonra uyandıktan sonra etrafına bakıp şaşkınlık içinde olanlar var, bu tavır içerisindedirler. Bakın, ben Diyanet İşleri Başkanlığının yaptıklarını şöyle birkaç cümleyle size özetleyim Hükümetimiz döneminde yapılanları: 14 cilt Alevilik ve Bektaşilik Klasikleri ile ilgili kitap yayınlanmıştır, 14 cilt <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> Klasikleri yayınlanmıştır, <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> ve Bektaşilikle ilgili klasikler yayınlanmıştır, 7 cildi de şu anda yayın aşamasındadır ve bu devam ediyor değerli arkadaşlar. <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın kabul ettiği, makbul gördüğü klasikler Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ve devlet tarafından finanse edilerek yayınlanıyor, yayınlanmaya devam ediyor, bunu da özellikle Sayın Bahçeli&#8217;nin bilmesini isterim.</p>
<p>Öte yandan, <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı birçok vilayetimizde camilerdeki imamlara Alevilikle ilgili hizmet içi eğitim kursları vermiştir, binlercesine verilmiştir. Onların da Aleviliği doğru öğrenmeleri ve doğru anlatmaları için, Sünni olan din adamlarına da Alevilikle ilgili dersler verilmiştir, hizmet içi eğitim çalışmaları yapılmıştır. Tekrar altını çiziyorum, bu ülkede huzur ve barış içerisinde yaşayabilmemiz için birbirimizi doğru anlamamız gerekiyor, bu da bu amaca yönelik atılmış adımlardan birisidir. Malumunuz yurtdışında, ki vatandaşlarımızın da bir kısmı Sünni, bir kısmı Alevidir. Oralardan gelen talep üzerine, Diyanet İşleri Başkanlığı her sene <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> büyüklerinden, Alevilik konusunda uzman olan insanlardan birçok kimseye gri pasaport vererek, masraflarını yine devlet bütçesinden karşılayarak, yurtdışındaki <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın özel günlerinde onlarla birlikte bulunmak ve onlarla eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yapmak üzere görevlendirmiştir, bunlar <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;de ilk olan şeylerdir değerli arkadaşlarım. Bu son derece önemli, bunun üzerinde de durmak istiyorum.</p>
<p>Diğer bir mesele, bildiğiniz gibi Sayın Başbakanımız ilk defa Bilkent Hotel&#8217;de muharrem orucundan sonra <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın düzenlediği bir iftar yemeğine katılmıştır ve yine birçok yerde <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın düzenlemiş oldukları programlara Hükümet düzeyinde, bakanlar düzeyinde katılımlar olmuştur. Ayrıca, Sayın Devlet Bakanımız Faruk Çelik başkanlığında <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın tüm problemlerini masaya yatırmak üzere bugüne kadar 5 çalıştay yapılmış ve 2 çalıştay daha yapılarak bu konuda yapılması gereken, yapılmaması gereken, olması gereken, olmaması gereken nihai çözüm anlamına gelebilecek adımlar da atılacaktır ve ben Kızılcahamam&#8217;daki toplantı esnasında da siz değerli basın mensuplarıyla yapılan bu çalışmaları paylaşmıştım.</p>
<p>Sayın Baykal, <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a>&#8217;nin Sayın Genel Başkanı, bildiğiniz gibi, o her zamanki yüksek perdeden konuşmaya devam ediyor. Maalesef Sayın Baykal hiçbir sorumluluk taşımadığı için, eli taşın altında olmadığı için çok rahatlıkla konuşabilmekte, çok rahatlıkla saldırabilmektedir. Ben, değerli basın mensupları sizinle bir yayını paylaşmak istiyorum. Sayın Baykal&#8217;ın Türk siyasetindeki yerini göstermesi bakımından bir yabancı gözlemcinin bir gözlemini sizlerle paylaşmak istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki ünlü bir akademisyen Henry Barkey, Türk kamuoyunda da ve <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;deki yazar çizer siyaset ve medya dünyası tarafından bilinen birisidir. Sayın Leyla Tavşanoğlu Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde kendisiyle ilgili yaptığı bir mülakatı yayınladı. Bu 1 Kasım 2009&#8242;da yayınlandı. Burada Sayın Henry Barkey şunu söylüyor, Sayın Baykal&#8217;ı değerlendirirken diyor ki: &#8220;Ben öldükten sonra bir daha dünyaya gelirsem Deniz Baykal olmak isterdim. Sabah kalkacağım, tıraşımı olacağım, koşumu yapıp, kahvaltımı edeceğim, televizyonlarda konuşacağım, hiçbir sorumluluğum olmayacak, hiçbir konuda karar vermem gerekmiyor, ne güzel bir hayat bu. İngiltere&#8217;de, Yunanistan&#8217;da adamlar seçim kaybettiler istifa ettiler; dışarıdan görünen manzara bu. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin AK PARTi&#8217;ye eli mahkum, başka kiminle konuşacağız&#8221; diyor. Şimdi, bir yabancı uzmanın, bir yabancı gözlemin, Sayın Baykal&#8217;la ilgili değerlendirmesi ve gözlemi budur. Sayın Baykal, her grup konuşmasında veya medyayla muhatap olduğu her toplantıda ekonominin battığını, AK PARTi Hükümetleri döneminde <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomisinin adeta iflas ettiğini söylüyor.</p>
<p>Değerli arkadaşlar, çok fazla sizi rakama falan boğmak istemiyorum, sadece bir veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. AK PARTi 2003&#8242;te iktidar olduğu zaman Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporuna göre; <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>, Birleşmiş Milletlerin üyesi olan yaklaşık 200 ülke arasında dünyanın 96&#8242;ncı ülkesiydi. Burada İnsani Gelişim Raporunda 3 gösterge vardır, 3 kritere dayanılarak bu hazırlanır; ekonomi, o ülkede kişi başına düşen gelir, ekonomik refah, ekonominin düzeyi, sağlık ve eğitim gibi kriterler vardır, bunun alt başlıkları vardır. Buna göre, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> 96&#8242;ncı sıradaydı, Sayın Bahçeli&#8217;nin Başbakan Yardımcısı olduğu Hükümet işbaşına gelmeden önce, yani 57&#8242;nci Hükümet işbaşına gelmeden <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> 85&#8242;inci sıradaydı ve 57&#8242;nci Hükümet dönemindeki ekonomik krizle birlikte <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> 11 basamak birden aşağı düştü, 11 basamak düştü. Tabii bu rakamın yükselmesi düştüğü anlamına gelir, bunu biliyorsunuz. 85&#8242;inci sıradaydı <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>, Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu endeksine göre 85&#8242;inci sıradan 96&#8242;ncı sıraya geriledi <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>. AK PARTi Hükümetleri döneminde <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> 20 basamak birden yukarıya çıktı ve 76&#8242;ncı sıraya yükseldi 2008 yılında. 2009 yılındaki küresel ekonomik krizden dolayı <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> 3 basamak düştü ve şu anda <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> 79&#8242;uncu sırada. Değerli arkadaşlarım, Halep oradaysa Arşın&#8217;da buradadır. Çok fazla başka şeye müracaat etmeye belki de gerek yoktur.</p>
<p>Bakın eğitim alanında söyleyeyim, biz Hükümete geldiğimizde <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> eğitim alanında dünyada 102&#8242;nci sıradaydı, 2008 yılında geldiğimiz nokta itibariyle <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> 74&#8242;üncü sıraya yükselmiştir ve 28 basamak birden çıkmıştır.</p>
<p>Salt olarak ekonomiyi ifade edeyim, 2003&#8242;ün başında <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> ekonomik verileri ve göstergeleri itibariyle kişi başına düşen gelir itibariyle dünyanın 80&#8242;inci ülkesiydik, 11 basamak birden çıkmıştır ve 69&#8242;uncu sıraya yükselmiştir. Bunlar çok net rakamlar, bütün dünyanın veri olarak kabul ettiği rakamlardır, her şey ortadadır. <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> dünyanın 26&#8242;ncı büyük ekonomisiyken 17&#8242;nci büyük ekonomisi olma durumuna gelmiştir. Rakamlarla oynamak, istatistiklerle oynamak Sayın Baykal ve benzeri siyasetçilerin çok rahatlıkla yapabildiği işlerdir, bu konuda da mahirdirler, ustadırlar. Ama dediğim gibi bir hükümetin başarısı, bir ekibin, bir siyasi kadronun başarısı, bir şeyi nereden alıp, nereye getirdiğiyle ölçülür. Biz <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;yi İsviçre&#8217;ye, Finlandiya&#8217;ya dönüştürdük gibi iddia içerisinde değiliz, ama <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;yi aldığımız noktayla getirdiğimiz nokta ortadadır ve vicdan sahibi olanlar da bunu son derece iyi değerlendiriyorlar değerli arkadaşlar.</p>
<p>Dün öğretmenler günüydü, ben bu vesileyle <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;deki bütün eğitim çalışanı ve öğretmen arkadaşlarımın gününü tebrik ediyorum ve Allah hepimize güzel günler versin temennisinde bulunuyorum, hep günlerimiz güzel olsun. Öğretmenliğin bir kariyer meslek olması gerektiğini söylüyor Sayın Baykal. Biz öğretmenliği kariyer meslek haline getirdik. Öğretmen arkadaşlarımızın kendini geliştirmesi için, stajyer öğretmen olarak başlayan arkadaşlarımızın, stajyerlikle kalktıktan sonra yaptıkları belli çalışmalarla uzman öğretmen, başöğretmen gibi unvanlar almalarını sağladık. Özlük haklarında bu vesileyle artışlar sağlandı. <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a> bunu Anayasa Mahkemesine götürüp iptal ettirdi arkadaşlar. Bunu söyleyen Sayın Baykal öğretmenliğin bir kariyer meslek olması gerektiğinden söz ediyor.</p>
<p>Ayrıca sendikalarla ilgili olarak, biliyorsunuz bu toplu görüşme primi adı altında Hükümetimiz döneminde, Sayın Mehmet Ali Şahin&#8217;in Personelden Sorumlu Devlet Bakanı olduğu dönemde memurlara ek bir ücret ödendi. Sendikalılık teşvik edildi. Şimdi bugün sendikalarımıza özellikle bunu da ifade etmek istiyorum, hatırlatmak istiyorum memur sendikalarına, Hükümetimiz döneminde memurların sendikalı olması teşvik edilmiştir. Fakat, <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a> bunu da Anayasa Mahkemesi&#8217;ne götürerek iptal ettirmiştir. Ben merak ediyorum, bugün eylem yapan arkadaşlarımız bu konuya nasıl tepki göstermiyorlar. Bu son derece önemli bir meseledir değerli arkadaşlar. <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a> bir şey yapmıyor, yapılanları bozmayı üzerine vazife kabul etmiş bir siyasi partidir ne yazık ki.</p>
<p>Şimdi diğer taraftan, telefon dinlemeleriyle ilgili olarak Sayın Başbakanımız, Sayın Adalet Bakanımız net bir şekilde meseleyi ortaya koydular. Her türlü kanunsuz, her türlü korsan illegal dinlemenin kesinlikle tasvip edilemeyeceğini, kesinlikle ahlaksız olduğunu, kişilik haklarına bir saldırı olduğunu her vesileyle ifade ettik. Birilerinin zannettiği gibi bu korsan dinlemeler, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından yapılmamaktadır arkadaşlar. Gelişen teknolojiyle birlikte, özellikle elektronik olan her şeyin hayatımızın her safhasına girmesiyle birlikte bunu yapan art niyetli, maalesef meseleyi istismar eden kişilerin, kesimlerin, organize güçlerin olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, işin üstüne gidilmesi için de Hükümetimiz üzerine düşeni yapmıştır. Bu telefon dinlemelerini Sayın Baykal&#8217;ın Hükümete mal etmesini kesinlikle kınıyorum, bu doğru bir tavır değil, Partimizi bununla suçlamış olmasını da kesinlikle kınadığımızı ifade etmek istiyorum.</p>
<p>Değerli arkadaşlarım, yine <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın özellikle Sayın <a href="http://www.secimnet.com/secim/onur-oymen" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Onur Öymen">Onur Öymen</a>&#8217;in <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> Büyük Millet Meclisi&#8217;nde sarf ettiği sözlerden dolayı rahatsız olup, <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a>&#8217;nin de Sayın <a href="http://www.secimnet.com/secim/onur-oymen" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Onur Öymen">Onur Öymen</a>&#8217;e kurumsal olarak sahip çıkmasından sonra, bu tepkilerini <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a>&#8217;ne yöneltmeleri adeta Sayın Baykal&#8217;ı çılgına döndürmüş durumundadır. Dünkü konuşmasını ben şahsen televizyonlarda izlerken dehşete kapıldım. Bir siyaset adamı bu üslupla, bu tarzda, bu ses tonuyla konuşur mu, bu doğru mudur? Bunu da yine milletimizin takdirine sunuyorum. Ama orada üzerinde durulması gereken hususlar var arkadaşlar. Başbakanımıza yönelttiği bazı ithamlar var, iftiralar var. Sayın Başbakanımız hayatının hiçbir safhasında cemevine cümbüş evi dememiştir. Bunu Sayın Başbakanımız kesin bir dille yalanlamaktadır, Sayın Baykal bu konuda iftira etmektedir, bunu da kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Karacaahmet&#8217;teki cemevinin yıktırılması için Sayın Başbakan&#8217;ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde dozer gönderdiğini ve bu dozerleri cemevini yıkmak için gönderdiğini ifade etmektedir. Oradaki mesele şudur arkadaşlar: Karacaahmet tarihi bir mezarların olduğu, biliyorsunuz İstanbul&#8217;da bilinen mekanlardan birisidir. Tarihi mezarlar tahrip edilerek cemevi inşaatı yapıldığı için, ruhsatsız olduğu için, izinsiz olduğu için Sayın Başbakan o zaman Belediye Başkanı sıfatıyla bu işe müdahil olmuştur. Nitekim, dönemin Hükümeti, Sayın Başbakanın Belediye Başkanı sıfatıyla olan müdahalesine müdahale etmiştir ve yapılsın denilmiştir, yapılmıştır. Sonra Sayın Başbakan&#8217;a bundan dolayı dava açılmıştır, izinsiz ve ruhsatsız bunun yapılmasına niye müsaade ettin diye Sayın Başbakan&#8217;a dava açılmıştır. Ve Sayın Başbakan yine yasalara, Anayasa&#8217;ya göre hareket ettiğini beyan ederek bu davadan beraat etmiştir. Bunlar şimdi hepsi ortadayken Sayın Baykal&#8217;ın bunları söylemesini şık bulmuyoruz. Ayrıca başta Alibeyköy&#8217;deki Cemevi olmak üzere, İstanbul&#8217;da yapılan bir çok cemevine Sayın Başbakanımız, Belediye Başkanı olduğu dönemde şu veya bu düzeyde katkı sağlamıştır. İdris Güllüce Bey, şu anda milletvekilimizdir İstanbul Milletvekilimiz, kendisi Tuzla Belediye Başkanıyken bizatihi cemevinin temelini gidip kendi eliyle atmıştır. Benim Milli Eğitim Bakanlığım döneminde Kağıthane&#8217;de eğitim arazisi üzerine bir cemevi yapılmıştı ve Kağıthane&#8217;deki <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımız bana geldiler, normalde orası eğitim alanıdır ve kesinlikle üzerine başka bir şey yapılamaz. 2000 metrekare olduğu için, oraya başka okul yapılamayacağı için, vatandaşlarımızda bu cemevini inşa etmişler toplumumuzdaki duyarlılığı da göz önünde bulundurarak ben Milli Eğitim Bakanı sıfatıyla yetkimi kullandım ve orayı eğitim alanı olmaktan çıkardım, o cemevinin yıkılmasını önledim. Hükümetimizin, hükümet mensuplarımızın ve partimizin yaklaşımı budur değerli arkadaşlar. Vatandaşlarımızın bu tür makul, meşru, mantıklı taleplerine her zaman sıcak bakılmıştır, şu anda bakın Esenyurt&#8217;da Belediye Başkanımız Necmi Kadıoğlu bizatihi kendisi cemevi yaptırmıştır. Vatandaşlarımıza bu konuda gerekli destekleri vermiştir ve daha bir çok örneği vardır. Bu örnekleri çoğaltıp sizin huzurlarınızı fazla işgal etmek istemiyorum, mesele bundan ibarettir. Diğer taraftan efendim Dersim&#8217;le bir ilişki kurarak Sayın Başbakanın El-Beşir&#8217;in Darfur&#8217;da yapmış olduğu katliamı mazur ve meşru gördüğünü, ancak 66 yıl önce Dersim&#8217;de meydana gelen bir olayı istismar ederek buradan rant elde etmeye çalıştığını ifade etti. Özellikle bunu da kesin bir dille reddediyorum. Biz <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımıza, diğer bütün vatandaşlarımıza yaklaşırken asla siyasi rant peşinde olmak gibi bir küçüklüğe ve hafifliğe düşmedik, bundan sonra da kesinlikle düşmeyeceğiz. Sayın Baykal bu tavrı kesinlikle bize değil yakıştıracaksa başkalarına veya kendilerine yakıştırabilirler, biz bu tutum içerisinde değiliz. Sudan meselesi değerli basın mensupları, bir çok kimse tarafından bilinmediği halde meselenin özü bilinmediği halde bu konuda ciddi yorumlar yapılıyor. Bakın Sudan&#8217;ı iyi tanımak lazım. Sudan <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;nin 3 katı büyüklüğünde Afrika&#8217;daki en büyük ülkedir. Çok zengin yeraltı yatakları olmasına rağmen halkı maalesef aç ve sefildir. Darfur dediğimiz bölge Fransa büyüklüğünde bir yerdir. Darfur&#8217;da 2003&#8242;de bir isyan olmuştur, merkezi hükümet buraya müdahale etmiştir ancak şunun da bilinmesi lazım: Şu anda Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Salva Kiir&#8217;in başını çektiği Ulusal Kurtuluş Hareketi, Halkın Kurtuluş Hareketi mensupları güneyden Darfur&#8217;a saldırmışlardır. Kuzeyden Abala Kabilesinin milisleri yine Darfur&#8217;a saldırmışlardır ve bu saldırılar esnasında çok ciddi manada maalesef insan katliamı olmuştur, yapılan tespitlere göre 200 bin ile 300 bin arasında insan maalesef telef olmuştur. Burada uluslararası ceza mahkemesi El-Beşiri suçlu bulmuştur. Fakat Afrika Birliği, Arap Birliği kesinlikle bu mahkemenin adil bir yargılama yapmadığını, bütün bu katliamda hissesi bulunan, burada müdahalesi olan, burada sorumluluğu bulunan bütün tarafların daha adil bir mahkemede yargılanması talebinde bulunmuştur, ama bu yapılmamıştır. Sayın Başbakan Sudan&#8217;a gittiği zaman bizatihi Sayın El-Beşir&#8217;in teşvikleriyle Darfur&#8217;a Sayın Başbakan gitmiş, daha doğrusu orada kendisi yaptığı bir katliamı eğer gizlemek isterse Sayın Başbakanın veya bir başkasının oraya gitmesine mani olabilir. Sayın Başbakanın oraya gidip döndükten sonra sorulan bir soru üzerine, daha doğrusu El-Beşir&#8217;in <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;ye gelişi üzerine sorulan bir soruda merkezi hükümetin böyle bir katliam yaptığına dair kendisinde bir intiba uyanmadığını ifade etmiştir. Ancak Darfur&#8217;da, Sudan&#8217;da bu insan trajedisi yaşanmamıştır, bu katliam yaşanmamıştır şeklinde Sayın Başbakanın bir tavrı söz konusu değildir. Katliam nerede yapılırsa yapılsın ve kim tarafından yapılırsa yapılsın biz bunu bir insanlık suçu olarak değerlendiririz ve bunun karşısında oluruz değerli arkadaşlar. Maalesef uluslararası camia, büyük devletler bu konuda ikircikli davranmaktadırlar. Bakın bir şeyin özellikle altını çizmek istiyorum. Uluslararası Adalet Divanı, İsrail&#8217;in işgal ettiği topraklarda yapmış olduğu o utanç duvarının illegal olduğunu, bunun kesinlikle yıkılması gerektiğine dair bir karar almıştır, peki bu uygulanmış mıdır? Büyük devletler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan ülkeler bunun arkasında durmuş mudur? Durmamıştır. Öte taraftan İsrail&#8217;in Gazze&#8217;ye saldırısı esnasında Goldston&#8217;un raporu biliyorsunuz bütün dünyada tartışıldı, medyamızda da yer buldu. Orada bir insanlık suçu işlendiğine dair rapor vardır, ama muhtemelen bu insanlık suçunun failleri de uluslararası ceza mahkemesinin önüne çıkmayacaktır. Şimdi bir yerde başka türlü, bir yerde başka türlü davranılması maalesef bu uluslararası adalet örgütlerinin saygınlığına da gölge düşürmektedir. Sayın Başbakanımız buraya dikkat çekmiştir. Meselenin bu çerçevede ele alınması gerekir, bu güne kadar Sudan&#8217;la ilgili, El-Beşir&#8217;le ilgili, Darfur&#8217;la ilgili bir çok şey yazıldı, çizildi, ama bu konuda bilgisi olanda yazıp çiziyor, olmayan da yazıp çiziyor, olan da konuşuyor olmayan da konuşuyor. Sağlam bir bilgi zeminine dayalı olarak yorum yaparsanız isabetli yorumlar yapmış olursunuz, aksi takdirde yanlış yorumlar yapmış olursunuz. Bunun da değerli kamuoyumuz tarafından bilinmesi gerekiyor.</p>
<p>Sayın Baykal&#8217;ın dün grup toplantısındaki konuşmasında doğrusunu isterseniz benim dikkatimi çeken çok vahim bir şey daha vardı. Sayın Başbakan&#8217;a hitaben &#8220;Alevilerden sana hayır yok, başka kapıya başka kapıya&#8221; şeklinde kullanılmış olan ifadedir. Değerli basın mensupları, <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımız hiç kimsenin arka bahçesi falan değildir, Sayın Baykal herhalde bununla şunu söylemeye çalışıyor: Burası benim hakimiyet alanımdır, burası benim bölgemdir, burası benim arka bahçemdir şeklinde bir yaklaşımı sergiliyor. Hiç kimsenin tercihi, oyu vicdanı hiç kimsenin cebinde değildir. Bakın <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımız zannedildiği gibi <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a>&#8217;nin başından öncesinden bugüne, bundan sonra yarına kadar her zaman her zeminde <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a>&#8217;nin bağımlısı onun arka bahçesi değildirler. <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımız akıl, izan, şuur sahibidir. Kim onlara <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin vatandaşları olarak, farklı vatandaşları olarak kendilerine has inançları olan, kültürü olan, yaşama tarzı olan insanları olarak insanca, şefkatle muamele ederse elbette onlardan yana olacaklardır. 1950&#8242;de <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımız neredeyse <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımızın önemli bir kısmı, Demokrat Partiyi desteklemiştir, çok ezici bir çoğunluğu desteklemiştir, yeri gelmiştir Adalet Partisini desteklemiştir, ANAP&#8217;ı desteklemiştir, bir kısmı AK PARTi&#8217;yi desteklemiştir, elbette <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a> de bu ülkede bir partidir, <a href="http://www.secimnet.com/secim/chp" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with CHP">CHP</a>&#8217;yi de destekleyen <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alevi">Alevi</a> vatandaşlarımız vardır. Ama Sayın Baykal&#8217;ın böyle bir yaklaşım içerisinde olması, doğrusunu isterseniz siyasi olarak da, ahlaki olarak da yadırganacak bir şeydir. &#8220;Alevilerden sana hayır yok sen başka kapıya&#8221; şeklindeki bir tutumu da kınadığımı ifade etmek istiyorum. Bizim buradan Sayın Baykal&#8217;ın ifadesiyle, siyasi menfaat derlemek gibi bir tavrımız olamaz, biz bunu da siyasi tarzımıza uygun bulmayız, ahlakımıza uygun bulmayız, böyle bir tutum içerisinde de değiliz.</p>
<p>Son olarak şunu da ifade edeyim: Demokratik Toplum Partisi&#8217;nin hafta sonu İzmir&#8217;de biliyorsunuz bir etkinliği söz konusuydu ve bu etkinlik esnasında hiç istemediğimiz nahoş bazı maalesef manzaralar yansımıştır. Sayın Başbakanımız kendisine sorulan bir soru üzerine legal, Anayasaya ve yasalara göre kurulmuş ve işleyişini buna göre sürdüren bir siyasi partinin toplantılarında onların etkinliklerinde illegal örgütlerin ve onların elebaşlarının resimlerinin, posterlerinin, bayraklarının olamayacağını, bunun doğru olmadığını söylemiştir. Bu İzmir için de geçerlidir, bu Diyarbakır için de geçerlidir, Ankara, İstanbul için de geçerlidir; bu bir genel prensiptir, buna hayır diyebilecek bir kimse de çıkacağını zannetmiyorum. Ancak değerli arkadaşlarım, şunun da altını çizmek istiyoruz: Elbette keşke <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;deki her siyasi parti her vilayette demokratik olgunluk içerisinde bütün faaliyetlerini yapsa, mitinglerini yapsa, toplantılarını yapsa, il başkanlıklarını, ilçe başkanlıklarının açılısını yapsa ve renkli görüntülere, karnaval gibi görüntülere sahne olsa bu arzulanan şeydir, hepimizin istediği şeydir. Burada şiddet unsurunun devreye girmesi veya o partiye muhalif olan insanların kendini devlet gücü yerine koyarak onlara müdahale etmesi de kabul edilemez bir şeydir, müdafaa edilemez bir şeydir. Burada konan prensip budur, ancak dün bazı DTP sözcülerinin yine Sayın Başbakanımıza yönelik çok yakışıksız ifadeleri vardı, yine hakaret içeren, tahkir, tezyip içeren ifadeleri vardı, hep söylüyoruz &#8220;kem söz sahibine aittir&#8221; kötü söz söyleyen aslında kendi değerini düşürür, karşıdakine bir şey yapmaz, herkes padişahların arkasından da küfür ederdi, efendim herkes bir başkasının arkasından da küfredebilir, küfretmek bir marifet, bir maharet değildir ve ayıptır, siyasetçilere yakışmaz. Ben bunca zamandır siyasetin içerisinde olan bir arkadaşınız olarak söylüyorum, bu tür ağzını bozan, hakaretli konuşan, karşıdaki insanları rencide edenler siyasette kalıcı olmamışlardır ve keskin sirke her zaman küpüne zarardır, bundan bu tarzdan, bu üsluptan herkesin kaçınması gerekiyor. Demokratik Toplum Partisinin, bizim çok iyi niyetlerle <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;nin geleceği, nesillerimizin istikbali için, başlattığımız demokratik açılım sürecini sabote edecek davranışlardan da kaçınması gerekiyor. <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Cumhuriyet Halk Partisi">Cumhuriyet Halk Partisi</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/mhp" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with MHP">MHP</a> zaten bunun karşısında olduğunu, her vesileyle ifade ediyor ve bunu sabote etmeye yönelik büyük gayretler içerisinde olduklarını biliyoruz. Ama <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;deki akan kanın durmasını istediğini söyleyen DTP, kardeşlik istediğini, barış istediğini söyleyen bu DTP&#8217;nin de bu söylemlerinin aksine bir tutum içerisinde olması kabul edilebilir bir şey değildir, onları da makul ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz arkadaşlar.</p>
<p>Çelik, basın toplantısında gazetecilerin sorularını ise şöyle yanıtladı:</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar biraz önce de söyledim; yolda durdukları trende hastasına ulaşmaya çalışan insan var, taziyesine ulaşmaya çalışan insan var, düğününe ulaşmaya çalışan insan var, işine gitmeye çalışan insan var, tekrar altını çizmek istiyorum, kamu adına çalışan insanların kamu hayatını ızdıraba çevirmeye haklarının olmadığını söylüyoruz ve bunun bugün mevcut yasalarımızda yerinin olmadığını söylüyoruz. <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a> bir hukuk devletidir, hukuk devletinin gereği neyse onlar yapılır. Sonuçta bu çalışan insanlar bizim insanlarımızdır. Onlar bir çoğumuzun mesai arkadaşıdır, bize hizmet eden insanlardır. Ancak dediğim gibi, bunu çok masum bir hak arayışı olarak değerlendirmiyoruz açıkçası çünkü ortaya görülen manzaralarda olur, bugün Kızılay&#8217;da bazı maalesef ideolojik gruplar da işin içine dahil olmaya çalışmıştır, bazı marjinal partilerin de oralarda bayrak açtığına şahit olduk, şimdi bütün bu görüntüler bu işin sadece çok masum bir hak arayışı olmadığını gösteriyor. <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>, dediğim gibi bir hukuk devletidir, bir muz cumhuriyeti değildir, yasalar neyi gerektiriyorsa, kamu hayatı neyi gerektiriyorsa elbette onlar yapılır.&#8221;</p>
</p>
<p>&#8220;Her siyasi parti <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with türkiye">Türkiye</a>&#8217;nin her yerinde 81 vilayette de <a href="http://www.secimnet.com/secim/chp" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with CHP">CHP</a> de, <a href="http://www.secimnet.com/secim/mhp" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with MHP">MHP</a> de, DTP de diğerleri de toplantısını yapabilmelidir, varsa açılışını yapabilmelidir, varsa şenliğini yapabilmelidir, ne tür faaliyet yapılacaksa yapabilmelidir. Bizim Hükümetimizin, devletimizin görevi de onların huzur ve barış içerisinde bunları yapmalarını sağlamak olmalıdır ki, öyledir. Ancak Sayın Başbakanımızın söylediği hususta son derece açıktır. Legal olanı illegal olanla kirletmemek durumundayız.&#8221;</p>
</p>
<p>&#8220;Anayasaya ve yasalara göre kurulmuş siyasi partiler Anayasa ve yasaların emrettiği, izin verdiği meşruiyet çerçevesi içerisinde hareket etme durumundadır. Bu bir siyasi parti için geçerli olduğu gibi şimdi medya istediği zaman, istediğini, istediği yerde söyleme, yapma hakkına sahip mi, iş dünyası sahip mi? Herkes bir şekilde kurallara tabidir, ya bir ülkede prensipleri, kuralları, hukuku hakim kılacaksınız ya da keyfiliği, anarşi ve kaos hakim olacak, bu ikisi arasında başka bir alternatif yok. Sayın Hükümet Sözcüsünün söylediği de bundan ibarettir. Herkes yasalar çerçevesinde kalmalıdır.&#8221;</p>

	etiketler: <a href="http://www.secimnet.com/secim/ak-parti" title="AK PARTİ" rel="tag">AK PARTİ</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/alevi" title="Alevi" rel="tag">Alevi</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/chp" title="CHP" rel="tag">CHP</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/cumhuriyet-halk-partisi" title="Cumhuriyet Halk Partisi" rel="tag">Cumhuriyet Halk Partisi</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/huseyin-celik" title="Hüseyin Çelik" rel="tag">Hüseyin Çelik</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/mhp" title="MHP" rel="tag">MHP</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/milliyetci-hareket-partisi" title="Milliyetçi Hareket Partisi" rel="tag">Milliyetçi Hareket Partisi</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/onur-oymen" title="Onur Öymen" rel="tag">Onur Öymen</a>, <a href="http://www.secimnet.com/secim/turkiye" title="türkiye" rel="tag">türkiye</a><br />

	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.secimnet.com/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-siyasi-isler-baskani-abdulkadir-aksunun-duzenledigi-basin-toplantisindaki-konusmasinin-tam-metni.html" title="AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı, Siyasi İşler Başkanı Abdulkadir Aksu&#8217;nun düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasının tam metni: (January 11, 2010)">AK PARTi Genel Başkan Yardımcısı, Siyasi İşler Başkanı Abdulkadir Aksu&#8217;nun düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasının tam metni:</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.secimnet.com/ulusa-seslenis-kasim-2009.html" title="ULUSA SESLENİŞ &#8211; KASIM 2009 (November 30, 2009)">ULUSA SESLENİŞ &#8211; KASIM 2009</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.secimnet.com/milliyetci-hareket-partisi-genel-baskani-sayin-dr-devlet-bahcelinin-tbmm-genel-kurulunda-2010-yili-butce-kanun-tasarisi-hakkinda-yapmis-olduklari-konusma-metni.html" title="Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli&#8217;nin TBMM Genel Kurulu&#8217;nda 2010 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı Hakkında yapmış oldukları konuşma metni. (December 25, 2009)">Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli&#8217;nin TBMM Genel Kurulu&#8217;nda 2010 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı Hakkında yapmış oldukları konuşma metni.</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.secimnet.com/milliyetci-hareket-partisi-genel-baskani-sayin-devlet-bahcelinin-bin-yillik-kardesligi-yasa-ve-yasat-mitinginde-yapmis-olduklari-konusma-metni.html" title="Milliyetçi Hareket Partisi  Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli&#8217;nin &#8220;Bin Yıllık Kardeşliği Yaşa Ve Yaşat&#8221; Mitinginde Yapmış Oldukları Konuşma Metni. (December 25, 2009)">Milliyetçi Hareket Partisi  Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli&#8217;nin &#8220;Bin Yıllık Kardeşliği Yaşa Ve Yaşat&#8221; Mitinginde Yapmış Oldukları Konuşma Metni.</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.secimnet.com/genel-baskan-deniz-baykal-%e2%80%9ccalisan-gazeteciler-gunu-%e2%80%9c-nedeniyle-gazeteciler-cemiyeti-baskani-nazmi-bilgin%e2%80%99e-bir-mesaj-gonderdi.html" title="Genel Başkan Deniz Baykal “Çalışan Gazeteciler Günü “ nedeniyle Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’e bir mesaj gönderdi. (January 11, 2010)">Genel Başkan Deniz Baykal “Çalışan Gazeteciler Günü “ nedeniyle Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’e bir mesaj gönderdi.</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.secimnet.com/alevi-vatandaslarimiz-hickimsenin-arka-bahcesi-degildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
