Türkiye’nin Dreyfus Davası 29.05.2008
Mayıs 29th, 2008 by goto
“Erbakan Nasıl Yargılandı?” Kitabının Yazarı, Şevket Kazan: Kitabım, Gözardı Edilen Gerçekleri Ortaya Koyuyor.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Adalet eski Bakanı Şevket Kazan, yine gerçeklere ışık tutacak bir kitap kaleme aldı. “Erbakan Nasıl Yargılandı?” isimli kitabında Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkında açılan ve mahkûmiyetle sonuçlanan dava sürecini anlatan Kazan, bu süreçte yaşanan fahiş hatalara dikkat çekiyor. Söz konusu davayı “Adeta Türkiye’nin Dreyfus davası” olarak nitelendiren Kazan, önümüzdeki günlerde okurlarıyla buluşacak kitabının bu davaya ilgili tüm gerçekleri açık bir şekilde ortaya koyacağını söyledi.
Şu anda baskı aşamasında olan ve önümüzdeki günlerde okurların karşısın çıkacak olan yeni kitabi hakkında gazetemize bilgi veren Şevket Kazan, “Kitabım baskı aşamasında. Bu kitap yayınlandığı zaman, Sayın Erbakan nasıl yargılandı, nasıl bir yargılama uygulaması yapıldı açık seçik bir şekilde görülecektir” dedi.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkındaki davayı, 1894 yılında Fransa’da yaşanan ve hukuk tarihine dünyanın en büyük yargılama skandalı olarak geçen Dreyfus olayına benzeten Kazan,
“Bu kitapta yazmış olduğumuz bütün hususlar gerçektir. Bu yargılamanın amacı hususunda başlangıçtaki tespitlerimiz de doğru çıkmıştır. Bu dava adeta Türkiye’nin bir Dreyfus davasıdır. Bu davada yargılamanın her aşamasında delil değerlendirilmesi, dosya incelemesi açısından fahiş hatalar söz konusudur. Daha sonraki aşamalarda düzeltilme fırsatı doğmuşken, siyasi konjonktür gereği yine gerçekler göz ardı edilmiştir. Türkiye’nin milli ve manevi değerleriyle birlikte kalkınmasından ve İslam dünyasının başına geçmesinden endişeye kapılan iç ve dış güçler, Sayın Erbakan gibi ‘Asrın Adamı’nı kıymetini bilecek, takdir edecek yerde maalesef alay konusu yapmışlar ve sonunda harcamışlardır. Kaleme aldığım kitabımın tanıtımı, basımı tamamlandıktan sonra, Türkiye’nin önde gelen köşe yazarlarının önünde milletin takdirine sunulacaktır. Öyle zannediyorum ki, gerçekler ortaya konulduktan sonra, Sayın Erbakan’a yakıştırılmak istenen yüz kızartıcı ithamın perde arkası ortaya çıkacaktır.” diye konuştu.
KİTABIN “SON SÖZ”ÜNDEN İLGİNÇ TESPİTLER
“Erbakan Nasıl Yargılandı?” kitabında, dava boyunca yaşanan tüm gelişmelerin bilgi ve belgelerle ortaya konulduğu kitabın “Son Söz” başlıklı son bölümünde ise, şu tespitlere yer veriliyor:
“- Parti adına gerek Genel Merkez’de, gerek taşrada yapılan harcamalarla ilgili on binlerce faturanın, hiçbirisi üzerinde ne sahte ne de iğfal kabiliyeti olup olmadığı hususunda grafolojik inceleme yaptırılmadan, bunların –kamu kurumlarına ait olanlar dahil- tamamının, eş dosttan, ölen kişilerden alınmış sahte faturalar olduğu şeklindeki gayri ciddi kabul, ADALETSE EĞER, SÖYLENECEK SÖZÜM YOKTUR; DEĞİLSE BU DAVA YENİLENMELİDİR.
- Refah Partisi’nin 1997 yılı içinde il ve ilçelerde yaptığı çalışmalar hakkında, valiliklerden Mahkeme’ye gönderilen yazılarda, yapılan parti faaliyetleri gerek tarih gerekse mahiyet itibariyle tek tek belirtildiği halde, kararda “Valiliklerden gelen yazılarda partinin illerde hiçbir faaliyette bulunmadığının anlaşıldığı” şeklinde tam aksine bir kabul, ADALETSE EĞER, SÖYLENECEK SÖZÜM YOKTUR; DEĞİLSE BU DAVA YENİLENMELİDİR.
- 1997 yılının ilk altı ayını iktidar, son altı ayını ana muhalefet partisi olarak geçiren bir partinin başta Genel Merkez olmak üzere, 80 il ve 900 ilçede, kira, elektrik, telefon masrafları, çeşitli tarihlerdeki karşılama, uğurlama, ağırlama ve toplantılar için hiçbir masraf yapmamış olduğunu akıl ve mantık kabul ediyorsa ve bu ADALETSE EĞER, SÖYLENECEK SÖZÜM YOKTUR; DEĞİLSE BU DAVA YENİLENMELİDİR.”
Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ise, Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkında uygulanmaya başlanan mahkumiyet cezası ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Maalesef efsane hizmetleriyle milletimizin gönlünde taht kurmuş, 54. Hükümet Başbakanı, Milli Görüş lideri, Muhterem Necmettin Erbakan haksız ithamlar neticesinde ev hapsine mahkum edilmiştir. Üzgünüz. Ancak üzüntümüz kendi adımıza değildir. Ülkemiz adına, milletimiz adına, tüm İslam âlemi adına üzgünüz.
Erbakan hayatını bu topraklara adayan bir dava insanıdır. Yüreği mazlum milletler için çarpan bir sevda insanıdır. Ülkemizde ağır sanayi hamlesini başlatan O’dur. Kars’tan, Edirne’ye dumanı tüten fabrikalarda O’nun emeği, O’nun alın teri vardır. Evi ekmek, mahsulü bereket gören insanlarımızın tebessümünde onun çabası vardır.
Erbakan, sadece bu ülkenin değil, tüm mazlumların, mağdurların sesi ve umudu oldu. 82 yaşında… Ve Ömrü boyunca Hakkın hâkim olduğu, bütün insanlığın huzur bulduğu bir dünyanın mücadelesini verdi.
Bunun için D-8’leri kurdu. Açıkça söylüyorum. Hala milletimizin efsane olarak nitelendirdiği 54’üncü Hükümet 2 yıl daha iktidarda kalsaydı, Türkiye bugün ekonomisiyle, sanayisiyle, refah düzeyiyle dünyanın en güçlü ve en müreffeh ülkelerinden biri olurdu. Muhterem Erbakan 2 yıl daha Başbakan olarak hizmet verseydi, bugün ne Afganistan işgal edilirdi, ne de Irak.
Bu olmamalıydı. Muhterem Erbakan’a bu yapılmamalıydı. Elbette bizler bu millete hizmet etmenin bir bedeli olduğunu biliyoruz. Erbakan bu bedeli ödedi, ödemeye de devam ediyor. Bu uğurda hapse atıldı. Engellendi, yasaklandı, partileri kapatıldı. Ancak hiçbir zaman yılmadı. Bundan sonra da yılmayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bu toprakların yetiştirdiği en büyük değerlerden biri olan Muhterem Necmettin Erbakan yaptıklarıyla milletimizin gönlündeki yerini çoktan almıştır. Önemli olanda budur. Ömrünü ülkesine ve insanlığa adamış bir devlet adamına reva görülen bu muameleyi ve bu muamele karşısında sessiz kalanları da tarih yargılayacaktır.”
Gönderildi Perşembe, Mayıs 29th, 2008 at 16:35 and is filed under Parti Haberleri. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.