Seçim Sitesi

Seçim Haberleri, Seçim Anketi

AB TÜRKİYE İLERLEME RAPORU KONUSUNDA

Kasım 16th, 2006 by goto

*AB Komisyonu’nun Ekim ayı başında açıklanması öngörülen, ancak, Dönem Başkanı Finlandiya’nın Kıbrıs konusunda sürdürmekte olduğu çabaların sonuç vermesi olasılığı dikkate alınarak bir süre için ertelenen Türkiye İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi 8 Kasım 2006 tarihinde yayınlandı.*Beklendiği üzere, içerikleri daha önce basına sızdırılmış olan her iki belgede de son aşamada önemli bir değişiklik ya da ilave yapılmadığı görülmektedir.

*Bu defa açıklanan İlerleme Raporu’nun öncekilerden tek farkı, raporda AB Bakanlar Konseyi’ne herhangi bir tavsiye içermemesidir. Bundan da özellikle kaçınıldığı, Raporun basına açıklanmasının hemen ardından bir basın toplantısı düzenleyen AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn’in ifadelerinden anlaşılmaktadır. Olli Rehn Finlandiya’nın çabalarının sonuç vermesine son bir imkan daha sağlamak üzere böyle bir tavsiyenin yapılmadığını vurgulamış, ancak, 14 Aralık AB Doruk toplantısı öncesine değin Türkiye’nin tutumunda beklenen değişikliğin gerçekleşmemesi halinde, gereken tavsiyelerin ortaya çıkabileceğini bildirmiştir.

*Gerek İlerleme Raporu’nun, gerek Strateji Belgesi’nin içeriğine bakıldığında, daha önceki İlerleme Raporlarında Türkiye için öngörülen koşullarda herhangi bir yumuşama cihetine gidilmediği gibi, aksine, dayatmaların daha açık ve kesin ifadelerle vurgulandığı görülmektedir. Raporun bu kez seksen sayfaya indirgenmiş olmasını olumlu karşılayan Hükümet yetkililerinin ve bir kısım yazılı ve görsel medyanın beyan ve yorumlarının aksine, her iki belgenin de “aba altından sopa” gösterdiği gerçeği yadsınamaz. Nitekim ABD’nin ve Avrupa’nın saygın gazetelerinde çıkan yazılarda ve yorumlarda bu defaki İlerleme Raporu’nun Türkiye’ye bir tür “ültimatom” niteliği taşıdığı ve önümüzdeki dört haftalık süre içinde Türkiye’nin altına imza koyduğu ve hukuki olduğu kadar siyasi sorumluluğunu da üstlendiği 1963 Ankara Anlaşmasına Ek Protokolün gereklerini yerine getirmemesi halinde bundan müzakere sürecinin kesinlikle olumsuz yönde etkileneceği vurgulanmaktadır.

*Hal böyle iken, bir taraftan Başbakan, diğer taraftan Dışişleri Bakanı ve AB’den sorumlu Baş müzakereci-Devlet Bakanı Raporu genelde olumlu bulduklarını, bununla beraber Türkiye’nin hoş karşılamadığı ve kabul edemeyeceği bazı koşulları ihtiva ettiğini beyan etmek zorunluluğunu hissetmişlerdir. Oysa Rapor, bazı ufak tefek ifade değişikliklerinden ve Türkiye’nin son bir yıl içinde gerçekleştirdiği bazı ilerlemelerden söz etmesi dışında eski ağırlığını aynen korumaktadır.

*Dışişleri Bakanı’nın son demeçlerinin satır aralarından anlaşıldığı kadarı ile, Hükümet hala Finlandiya Raporundan bir sonuç alınmasının beklentisi içindedir. Nitekim bir taraftan AB’nin baskısı sonucu Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesini değiştirmek üzere yasa değişikliği yapma cihetine gitmiş, diğer taraftan limanların açılması zorunluluğu açmazından kurtulmak için AB’den izolasyonlar konusunda kozmetik de olsa birkaç ufak jest beklentisi içine girmiştir.

*Görünen odur ki, Hükümet, bu yolla, bir taraftan AB’nin müzakere sürecini olumsuz yönde etkileyecek önlemler almasını engellemeyi, diğer taraftan Türk kamuoyuna karşı da, zihinlerinin arkasında yatan limanları açma kararının bahanesini yaratmayı öngörmek eğilimindedir.

Gönderildi Perşembe, Kasım 16th, 2006 at 13:12 and is filed under Parti Haberleri. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. Both comments and pings are currently closed.

Yorumlar Kapalıdır.