Yıldız İmrek Koluaçık
Mart 12th, 2007 by goto
2007 yılının 8 Martı, 3 ana talebi öne çıkardı:
Birincisi, kadın emeği üzerindeki yoğun sömürüye karşı mücadele. Geçen yıl Bursa’da yanan tekstil işçisi kadınlardan sonra bu yıl Ceylanpınar’da tarım işçisi kadınların ve çocukların, servis niyetine kullanılan kamyonun devrilmesi sonucu suda boğularak yaşamını yitirmesi, 8 Mart’a damgasını vuran temel olaylardı. Düşük ücretler, uzun iş saatleri, her türlü güvenlikten yoksun-sağlıksız iş koşulları, her an kapı dışarı edilme tehlikesi… İşte, çalışma şansına sahip ya da çalışmaya mecbur kadınların büyük çoğunluğunun içinde bulunduğu durum!..
Kadın emeğinin görünür kılınması mücadelesi; ki esas olarak, ev kadının emeğinin toplumsal emek sürecinin bir parçası olduğunun kabulü için mücadeledir. Bunun somut talep olarak karşılığı, ev kadınlarının sigortalılık kapsamına alınması ve emeklilik hakkının kabul edilmesidir.
Kadın emeğinin değersizleştirilmesine karşı mücadele; somut karşılığı eşit işe eşit ücret, kariyerde ve fırsatlarda eşitlik mücadelesidir.
8 Mart 2007’nin öne çıkardığı ikinci talep, barış için mücadele. Afganistan’daki NATO saldırılarında geçen hafta 16 kişi ölmüştü. Son “yanlış” saldırıda, 3’ü çocuk 5’i kadın 9 sivil, hayatını kaybetti. Irak’ta yüzlerce kadın tecavüze uğradı, işkence gördü, yüzbinlerce sivil hayatını kaybetti ve ABD askerlerine karşı silahlı direniş gösteren 3 kadın idama mahkum edildi. Lübnan’a yönelik İsrail saldırısında kadınlar ve çocuklar hayatını kaybetti.
Ülkemiz, bir iç barış ihtiyacında. Kürt sorununun demokratik çözümünden kaçış, şiddet ortamını yeniden yeniden üreten bir doğurgan kadın gibi. Aysel Tuğluk konuşmaları nedeniyle ceza aldı, pek çok ilde DTP örgütlerine yönelik baskılar en üst düzeye çıkmış durumda. Şurada-burada tepkilerini ve kaygılarını dile getiren kitleye yönelik müdahaleler de sertleşiyor. Cizre’de 8 Mart kutlamaları çerçevesinde düzenlenen kadın şölenini iptal ederek yürüyüş yapan 150 kadın, coplanarak gözaltına alındı. Bir düğünde sarı-kırmızı-yeşil mendil sallayan bir kadın, 1990’lı yıllardaki gibi ceza aldı.
Egemenlerin Kürt politikası, sertlikten vazgeçmiyor. Halkın demokratik mücadelesi, AB uyum yasaları derken görece bir rahatlamanın ardından başa döndük. Mahkemelerde yeniden renk fobisi ortaya çıkıyor. Kitlelerin Kürt dili, kimliği, kültürünün tanınması, eşit haklar için yürüttüğü mücadelesinin 1990’lı yıllarda karşılaştığı sert bastırma biçimleri güncelleşti. Diyarbakır’da cenaze yürüyüşüne düzenlenen saldırıda çocuklar ve kadınlar öldü. Başbakan, “Kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılacaktır” dedi.
Hrant Dink cinayeti ve sonrasında yaşanan gelişmeler, milliyetçiliğe-militarizme karşı barış ve kardeşlik talebini yükseltmeye ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bir bebekten katil yaratan karanlık; dışlayıcı-düşmanlaştırıcı-ırkçı-militarist ideoloji ve politikadan başkası değildir.
8 Mart’ın üçüncü temel mücadele alanı, kadına yönelik cinsel şiddet ve kadın katliamlarına karşı mücadele oldu. Kadına yönelik baba, sevgili ve eşten gelen öldürücü şiddet önlenemedi; savcılar-kolluk kuvvetleri bu tehditlere karşı duyarsız kaldılar ve ölümler göz göre göre geldi. Kadın intiharları, aile içi şiddet ve sosyal baskıya yenik düşen kadının son durağı oldu. Töre ve namus cinayetleri, gazetelerin 3. sayfalarını “süslemeye” devam etti. Kadın bedeni medya aracılığıyla metalaştırılmaya, cinsel saldırı ve şiddetin nesnesi olmaya devam etti. Taciz, tecavüz ve fuhuş, kadının korku evrenindeki varlığını boyutlandırdı. Fuhuş mafyası, uluslararası kadın ticareti ve kadın bedeninin zorla metalaştırılmasıyla “sektörel büyümesini” sürdürdü.
Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul, Adana, Silopi, Ankara ve onlarca kentte sokağa, salonlara çıkan ve hafta içinde, gelecek hafta sonunda alanlara çıkacak onbinlerce kadın, cinsel-ulusal-sınıfsal sömürü ve baskıya karşı itirazını, isyanını seslendirecek! Kurtuluş mücadelesi, 8 Mart sonrasında kız kardeşlerin ve tüm emekçilerin, ezilenlerin omuzdaşlığıyla sürdürülecek ve kazanılacak!
Gönderildi Pazartesi, Mart 12th, 2007 at 00:49 and is filed under Kategorilenmemiş, Genel Başkanlar, Parti Haberleri, Düşünceler. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.