GENEL BAŞKAN BAYKAL; ‘’GENEL MERKEZİMİZDE GENEL SEKRETERİMİZİN ODASI DEVLETİN GÜVENLİK GÜÇLERİ TARAFINDAN DİNLENDİ VE DERHAL BİR DİNCİ GAZETEYE SERVİS YAPILDI'’ 28-05-2008
Mayıs 29th, 2008 by goto
-“BU DİNLEMENİN BİR DİNCİ GAZETEYE SERVİS EDİLDİĞİ, DİNCİ GAZETEYLE DİNLEMEYİ GERÇEKLEŞTİREN DEVLET İÇİNDE BU YAPILANMA ARASINDA ÇOK YAKIN BİR BAĞLANTININ BULUNDUĞU SUÇÜSTÜ KONUMUNDA ORTAYA ÇIKMIŞTIR. -“DÜNYANIN HERHANGİ BİR DEMOKRASİSİNDE BÖYLE BİR OLAY YAŞANSA ERTESİ GÜNÜ İKTİDARIN, SORUMLU BAKANIN, BAŞBAKANIN DERHAL YERİNDEN AYRILMASI KAÇINILMAZ OLUR”
-“BU KADAR FÜTURSUZ, BU KADAR GÖZÜ KARA, BU KADAR ALDIRMAZ BİR BİÇİMDE İNSANIN ÖZEL YAŞAMINA TECAVÜZ EDİLMESİ, SONRA BU TECAVÜZÜN İFTİHARLA YANDAŞ BİR GAZETEDE TEŞHİR EDİLMESİ TÜRKİYE’DE REJİMİN NE NOKTAYA GELDİĞİNİ AÇIKÇA ORTAYA KOYMAKTADIR”
-'’BUNU BİR GENSORUYLA TBMM’YE ZABITLARA, TUTANAKLARA, TARİHE TAŞIYACAĞIZ'’
-'’DİNLEME, TEKNOLOJİK OLANAKLAR DEVLET İÇİNDE YERLEŞMİŞ BELLİ ÇETELERİN ARACILIĞIYLA BİR KISIM VATANDAŞLARA KARŞI SİSTEMATİK OLARAK KULLANILMAKTIR'’
-“HANİ RÜŞVETİN BELGESİ OLUR MU DİYORLARDI. İLAMI VAR RÜŞVETİN, İLAMI. MAHKEME İLAMI VAR. NE RÜŞVETİ? CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ İÇİN RÜŞVET. BİR KİŞİNİN CUMHURBAŞKANI SEÇİLMESİNİ SAĞLAMAK İÇİN RÜŞVET TEKLİF EDİLDİĞİ İLAMLA NETLİK KAZANMIŞTIR”
-'’AÇIKÇA, CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE AKP İKTİDARININ BİLGİSİ DAHİLİNDE RÜŞVET TEKLİF EDİLDİĞİ ORTAYA ÇIKTI. GERİSİNİ SÖYLEMEYE GEREK YOK'’
-'’BAŞBAKANIN BİLGİSİ, ONAYI VE DESTEĞİYLE BU YÖNTEMLERLE SONUÇ ALINMAYA ÇALIŞILMIŞTIR'’
İletişim Koordinatörlüğü (Ankara) – Genel Başkan Deniz Baykal Genel Sekreter Önder Sav’ın odasının dinlenmesi ve konuşmaların bir dinci gazeteye aktarılmasıyla, Başbakan Erdoğan’ın ruh gibi yakın arkadaşı Remzi Gür’ün Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi için rüşvet vermeye kalkışması konusunda basın toplantısı yaptı.Genel Başkanın açıklamaları ve sorulara verdiği yanıt şöyle ;
GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’IN
BASIN AÇIKLAMASI
28 MAYIS 2008
Değerli arkadaşlarım, bugün siyasal tarihimizde daima acıyla hatırlanacak iki temel olumsuzluk olayını değerlendirmek için karşınızdayım. Gerçekten Türkiye siyasal yaşamında bugüne kadar hiç örneği görülmemiş bir olayı yaşadık. Ana Muhalefet Partisinin Genel Merkezinde Genel Sekreterin odası devletin güvenlik güçleri tarafından dinlendi ve derhal bir dinci gazeteye servis yapıldı. Ve Cuma günkü görüşme Pazartesi günü sabah gazete manşetinde yer aldı.
Bu sıradan bir telefon dinleme olayının çok ötesindedir. Telefon dinlemenin çok değişik yöntemleri belki sözkonusu olabilir. Çok farklı çevreler telefon dinlemeyi yapabilirler. Ama burada sözkonusu olan bir ortam dinlenmesidir. Bir odada, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterinin odasındaki iki kişi arasında yaşanan görüşme kelime kelime iki gün sonra gazete manşetine yansıtılmıştır. Bu olay önce devletin güvenlik güçlerinin yani vatandaşın hakkının, hukukunun anayasal, demokratik haklarının güvencesi olması gereken, devletin güvenlik güçlerinin Ana Muhalefet Partisinin Genel Sekreterini anayasal, demokratik haklarını bir tarafa bırakarak çalışma ortamında dinlediği böylece ortaya çıkmıştır. Ve bu dinlemenin bir dinci gazeteye servis edildiği, dinci gazeteyle dinlemeyi gerçekleştiren devlet içinde bu yapılanma arasında çok yakın bir bağlantının bulunduğu suçüstü konumunda ortaya çıkmıştır.
Bu olağanüstü vahim bir olaydır. Türkiye böyle bir şey yaşamamıştır. İlk kez bu olaya tanık oluyoruz. Türkiye’de devletin çürümesi, metamorfozu, dönüşümü, nitelik değişimi çok açık bir biçimde bu olayla gözükmüştür. Türkiye’de devlet artık bildiğimiz devlet olmaktan çıkmıştır. Türkiye’de hukuk bildiğimiz hukuk olmaktan çıkmıştır. İnsan hakları, demokratik hak ve özgürlükler anlaşılıyor ki bugünkü iktidar döneminde hiçbir anlam, değer taşımıyor. Bu kadar fütursuz, bu kadar gözü kara, bu kadar aldırmaz bir biçimde insanın özel yaşamına tecavüz edilmesi, sonra bu tecavüzün iftiharla yandaş bir gazetede teşhir edilmesi Türkiye’de rejimin ne noktaya geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Değerli arkadaşlarım, şu saate kadar bu olay karşısında hiçbir resmi tepki ortaya çıkmamıştır. İktidardan tık yoktur. Sanki dünyanın en olağan tablosu yaşanmıştır. Ve bu olay karşısında hiçbir rahatsızlık, tedirginlik, ilgi, özür, soruşturma, araştırma, konunun üzerine gidileceğine dair topluma güven veren bir yaklaşım kesinlikle sözkonusu olmamıştır. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu tablo iyi bir tablo değildir değerli arkadaşlarım. Devlet devlet olmaktan çıkmaya başlamıştır. Hukuk hukuk olmaktan çıkmaya başlamıştır.
Dünyanın herhangi bir demokrasisinde böyle bir olay yaşansa ertesi günü iktidarın, sorumlu bakanın, başbakanın derhal yerinden ayrılması kaçınılmaz olur. Bunun hesabı derhal iktidardan sorulur. Dünyanın hiçbir demokrasisinde böyle bir durum kabul edilemez. Ama Türkiye’de sanki en olağan haklarını kullanıyorlarmış gibi bir yaklaşım içindedirler. Devlet o elindeki teknolojik imkanları bu milletin parasıyla sağlamıştır. Bu milletin her siyasi inançtan, her düşünceden, her kesimden insanının katkısıyla devlet donatılmıştır. Devletin güvenlik güçlerinin eline verilen o teknolojik araçlar Türkiye’nin ulusal bütünlüğünü savunmak için, vatandaşın hak ve özgürlüklerine güvence olmak için, vatandaşın huzuru için kullanılmak üzere onların eline verilmiştir.
Öyle anlaşılıyor ki şimdi hiç umursamadan bu teknolojik olanaklar devlet içinde yerleşmiş belli çetelerin aracılığıyla bir kısım vatandaşlara karşı sistematik olarak kullanılmaktadır.
Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin bu iktidar döneminde güvencesi nedir? Anayasa bizim için işliyor mu? Hak ve özgürlüklerimiz işliyor mu? Anayasadaki demokratik kurallar Cumhuriyet Halk Partililer içinde geçerlimi? İktidar bu konuda bir sorumluluk üstleniyor mu?
Değerli arkadaşlarım, bu dinlemenin meşruiyeti yoktur. Bu gayri meşru bir dinlemedir. Bu dinlemenin arkasında kimler vardır? Bu dinlemenin arkasında kimler varsa onlarında meşruiyeti yoktur. Türkiye’de devletin güvenlik güçleri ne hale gelmiş, devletin istihbarat örgütleri ne hale gelmiş, İçişleri Bakanlığı ne hale gelmiş, iktidar ne hale gelmiş? Şu manzara bir bakınız. Bu böyle gitmez değerli arkadaşlarım. Bu böyle gitmez, gidemez, gitmemelidir. Bu vahim bir manzaradır. Bütün toplumun bu konuya dikkatini çekiyorum, duyarlığını çağırıyorum. Derhal herkes aklını başına almalıdır. Böyle yıldırma yöntemleriyle, sindirme taktikleriyle, toplumun belli kesimlerinin, insanların, rakiplerinizin, muhalefetin hak ve özgürlüklerini dengine getirip çiğneyerek onları teslim almanız mümkün değildir. Bu sizi tartışma konusu yapar. Bu vahim bir manzaradır. Buna dikkatinizi çekiyorum. Bu bir.
İki; değerli arkadaşlarım, dün gene tarihi bir olay yaşandı. Dünya çapında bir olay yaşandı. Bu da dünya çapında bir olaydır. Bu olay bir Avrupa’da, demokratik bir Avrupa ülkesinde gerçekleşmiş olsa kıyamet kopardı. Yer yerinden oynardı. İftiharla herkese anlatıyor. Hükümet nerenin hükümetidir, Başbakan nerenin Başbakanıdır, kimlerin Başbakanıdır? Başbakan bu uygulamaları yapanların Başbakanıdır, haklarına tecavüz edilen insanların Başbakanı değil midir? Başbakan kendisini şimdiden toplumun dışına çekmeye başlamış değil midir bu manzarayla? Bu bir olay. Öbürü, dünkü Ankara Adliyesinde alınan yargı kararı.
Gönderildi Perşembe, Mayıs 29th, 2008 at 16:05 and is filed under Genel Başkanlar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.