Seçim Sitesi

Seçim Haberleri, Seçim Anketi

Genel Başkan Baykal Cemevi Temeli Atarken, “Cemevi İstiyorsa, Al Sana Cemevi Diyeceğiz, Hakkını Teslim Edeceğiz” Dedi 21-04-2008

Nisan 22nd, 2008 by goto

-“Hepimiz birbirimizi olduğumuz gibi kabul edeceğiz. Birbirimizin güzelliklerini, değerlerini sahipleneceğiz. Herkes kendisini ortaya koyacak ama bir arada, el ele kardeşçe olacağız.”

-“Bir kısım insanlarımızı yok sayarak değil, var olduğunu görerek, hakkını vererek. Cemevi istiyorsa al sana Cemevi diyerek, onlara hakkını teslim ederek. Kültürlerinin önünü açarak, kültürlerine saygı göstererek, değer vererek, kucaklaşarak, sırt dönerek değil, inkar ederek değil, susturarak değil, ezerek değil, yakarak değil, yok sayarak değil, sahip çıkarak, baş üstünde taşıyarak, fırsat vererek, kucaklayarak, severek, kaynaşarak bu bütünlüğü ortaya koyacağız. Demokrasi budur”

-“İnkar yok, hakkı teslim etmek var, el ele vermek var, birbirimizi sevmek var, saymak var ve birlikte kardeşçe, barış içinde yaşamak var. Bu oluşumu herkes böyle anlasın”

-“AKP’nin Alevi açılımı ne meyve verdi, ne oldu? Olay döndü, geldi Kamer Genç’in toplu saldırıya hedef olmasıyla sonuçlandı. Bu utanç verici bir olaydır”

İletişim Koordinatörlüğü (Ankara) – Genel Başkan Deniz Baykal, Cem Vakfı ve Çankaya Belediyesi’nin el ele vererek yapacağı Cem Evi ve Kültür Merkezi’nin temelini attı.

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof.Dr. İzzettin Doğan ile AKP’lilerin saldırısına uğrayan Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in de hazır bulunduğu temel atma törenine CHP’lilerin yanısıra binlerce vatandaş katıldı

Genel Başkan Baykal’ın temel atma töreninde yaptığı konuşma şöyle ;

“Sevgili dostlarım, sevgili canlar, çok değerli Cem Vakfımızın Başkanı Sayın İzzettin Doğan, değerli konuklarımız, milletvekili arkadaşlarım, bakanlarımız, belediye başkanlarımız, dernek başkanlarımız, sevgili Ankaralılar, Türkiye’nin her yerinden bu güzel tören için buraya koşup gelmiş olan sevgili canlar, hepinizi en içten duygularla, sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Bugün bence de çok önemli bir gün. Bugün Ankara’mızda ilk kez bir Cemevi, Kültür Merkezi, Ankara’mızın çok özel bir yaşam alanında belediyemizin ve vakfımızın işbirliğiyle, karşılıklı dayanışması ve katkılarıyla teme atma töreniyle harekete geçirilecek. Bu tarihi bir olaydır. Gerçekten bunun anlamını, önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Cumhuriyetimizin Başkentinde bizim Türk milleti olarak kimliğimizin, kültürümüzün, benliğimizin oluşumunu en ciddi ölçüde belirleyen bir fikir, düşünce ve inanç anlayışının başkentte resmen sahiplenilmesi ve bunun milletimizin kültürü ve tarihi bakımından ne kadar önemli olduğunun açıkça ilan edilmesi anlamına geldiğini buradan ifade etmek istiyorum. Bunda yadırganacak hiçbir tarafta görmüyorum. Evet biz Türk milleti olarak tarihimizin çok temel bir kültür çizgisini inançla sahiplenmek durumundayız. Bizim bugün ulaştığımız noktadaki kültürel kimliğimiz, manevi değerlerimiz, inançlarımız, anlayışımız, doğrularımız, ahlakımız geride bıraktığımız bu derin tarihi dönemin içinde ortaya çıkmış olan büyük düşünürlerin katkılarıyla, düşünceleriyle, anlayışlarıyla, öğretileriyle, çabalarıyla şekillenmiştir. Bu çizgi hiç kuşku yok ki, Hz. Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre çizgisidir. Bu çizgi bugün Anadolu’da bulunan insanların hangi mezhepten olurlara olsunlar, hangi inanç kümesine mensup olurlarsa olsunlar bütün insanlarımızın ortak değerlerinin, anlayışının, ahlakının ne iyidir, ne güzeldir, ne doğrudur, ne uygundur, ne ayıptır, ne yanlıştır? Bu konudaki temel felsefemizin, ahlakımızın, kimliğimizin, benliğimizin oluşmasına en büyük katkıyı yapmış olan çizgidir.

Şimdi bu çizgiyi bizim baskı altına almamız, yok saymamız, inkar etmemiz, etkisiz kılmamız hiçbir şekildi düşünülemez. Buna kimsenin gücü yetmez. 1400 yıldır yetmedi, bundan sonra hiç yetmez. Bunda kimsenin de yararı yoktur. Hepimiz birbirimizi olduğumuz gibi kabul edeceğiz. Birbirimizin güzelliklerini, değerlerini sahipleneceğiz. Birbirimizin önemini kavrayacağız. Birbirimizden yararlanacağız. Birbirimizden etkileneceğiz. Hiçbirimiz karşımızdakini kendimize göre tarif etmeyeceğiz. Başkalarının bizi tarif etmesine izin vermeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Herkes kendisini tarif edecek. Herkes kendisini ortaya koyacak ama bir arada olacağız. El ele kardeşçe olacağız.

Değerli arkadaşlarım, bu mümkündür, olması gereken iş budur. Bunu bundan sonra sağlayacağız. Bir kısım insanlarımızı yok sayarak değil, var olduğunu görerek. Hakkını vererek. Cemevi istiyorsa al sana Cemevi diyerek, onlara hakkını teslim ederek. Kültürlerinin önünü açarak, kültürlerine saygı göstererek, değer vererek, kucaklaşarak. Sırt dönerek değil, inkar ederek değil, susturarak değil, ezerek değil, yakarak değil, yok sayarak değil. Sahip çıkarak, baş üstünde taşıyarak, fırsat vererek, kucaklayarak, severek, kaynaşarak bu bütünlüğü ortaya koyacağız. Demokrasi budur. Bugün önemlidir. Niçin önemlidir? Demokrasi için önemlidir. Bugün özgürlükler için önemlidir. Bugün gerçekten demokrasi ise, özgürlük ise işte herkesin inancı doğrultusunda bu toplumda yer tutma hakkı olduğunu hepimizin kabul etmesi, buna destek olması, sahip çıkması gereği vardır. Bu açıdan gerçekten sevindirici bir olayı hep birlikte yaşıyoruz. Bundan bende büyük bir mutluluk duyuyorum. Sizin heyecanınızı, sevincinizi de çok iyi anlıyorum ve onu da yürekten destekliyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün bu Cemevinin temel atma töreniyle bir yeni dönemi harekete geçireceğiz. Bu bir düşmanlık dönemi değildir. Bir ayrışma dönemi değildir, bir farklılaşma dönemi değildir, bir zıtlaşma dönemi değildir. Bu beraberliği herkesin kendine özgü anlayışını, yaşamını, kültürünü, geleneğini, göreneğini sürdürerek birbiriyle uyum içinde, armoni içinde, birbirini dinleyerek, anlayarak beraber yaşamanın erdemini, sırrını, yolunu bulması arayışıdır. Bunu başaracağız. İnkar yok, hakkı teslim etmek var, el ele vermek var, birbirimizi sevmek var, saymak var ve birlikte kardeşçe, barış içinde yaşamak var. Bu oluşumu herkes böyle anlasın. Lütfen bir ayrışma, bir zıtlaşma, bir inkar olarak almasın. Tam tersidir. Dostluk böyle olur, kardeşlik böyle olur, birlik, bütünlük böyle olur.

Değerli arkadaşlarım, günümüzde çok fazla bu doğrultuda söylem var ama çok uygulama yok, eylem yok. Bakın bir süre önce bugün iktidarda bulunan siyasi partinin de Türkiye’deki bu sancıyı görerek bir kaynaşma, bir bütünleşme, varlığını kabul etme arayışı ve açılımı içine girme ihtiyacını hissettiğini biliyoruz. Böyle bir söylem ortaya attılar, bir proje ortaya attılar. Bir takım adımlar planladılar. Düşünün, o güzel söylemi düşünün, o güzel söylemin arkasından daha dün mecliste yaşanan Kamer Genç’e yönelik toplu saldırı olayını bir düşünün.

Değerli arkadaşlarım, o açılım ne meyve verdi, ne sonuç verdi? Olay döndü, geldi Kamer Genç’in toplu saldırıya hedef olmasıyla sonuçlandı değil mi? Bu bakın sözle, niyetle, söylemle, eylem arasındaki, uygulama arasındaki farklılığı ortaya koyan bir tablo. Buna dikkatinizi çekiyorum. Mecliste yaşanan bu olay küçümsenecek bir olay değildir değerli arkadaşlarım. İlk kez mecliste, genel kurul salonunda 40 – 50 kişilik bir AKP’li kadro topluca bağımsız bir milletvekilini kürsüde konuşurken de değil, konuşmasını bitirdikten sonra sırasında, yerinde otururken saldırıya muhatap yapma ihtiyacını hissetmiştir. Utanç verici bir olaydır.

Değerli arkadaşlarım, utanç verici bir olaydır. Bir demokraside demokrasi sözünü ağzından düşürmeyenlerin, fikir ve düşünce özgürlüğünü ağzından düşürmeyenlerin böyle bir toplu eylemin içinde yer almış olması gerçekten tek kelimeyle söylüyorum utanç vericidir. Ne yazık ki böyle bir saldırı yaşanmıştır. Kendi başına demokrasimiz için acı bir olaydır. Parlamento tarihi içinde acı bir olaydır ve herkesin bu olaydan derin bir üzüntü duyması, mahcubiyet ifade etmesi ve ilgililerden özür dilemesi, bir daha böyle olayların yaşanmaması için tedbir düşünmesi gerekirken başbakan çıkmıştır bu olaydan daha da vahim olarak, bu saldırıdan bence daha da vahim olarak demiştir ki, AKP milletvekillerinin yaptığı bir şiddet uygulaması yoktur. Şiddet uygulamasını Kamer Genç yapmaktadır. Bunun söylenebilmesi bunu söyleyen insanın gerçeklerle bağının tümüyle kopmasını zorunlu kılar. Gerçeklerden kopmuş, ayağı yerden kopmuş, doğru söyleme mecburiyetini kendisi için geçerli saymayan bir anlayış ancak böyle bir değerlendirme yapabilir. Ve yazık ki bu yapılmıştır. Saldırı mazur görülmüştür, şiddet meşrulaştırılmıştır. Şiddet uygulayanlar inkar edilmiştir. Söz söyleyerek demokratik hakkını kullananlar şiddet kullanma ithamının hedefi haline yapılmıştır. Akıl tutulmuştur, mantık tutulmuştur, vicdan tutulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir manzarayla karşı karşıyayız. Bunu dinleyince, duyunca birden irkildim. Başbakanın zihniyetinin eline fırsat geçtiği zaman kimsenin düşüncesine, özgürlüğüne hak tanıma mecburiyetini yok sayarak, kafasındakini herkese gerekirse şiddetle dayatmayı içine sindirebilecek bir anlayışta olduğunu, bu anlayışın tohumlarının Başbakanın o sözlerinin içinde gizli olduğunu üzüntüyle gördüm. Gerçekten çok acı bir olaydır. Yani sen demokrasi diyeceksin, demokrasi adına hukuku inkar edeceksin. Demokrasi adına anayasayı ihlal edeceksin, demokrasi adına yargıyı etkisiz kılmaya çalışacaksın. Kendi yargını etkisiz kılabilmek için gidip yabancı ülkelerden şefaat isteyeceksin. Ondan sonra bütün bunları demokrasi adına yaparken demokratik hakkını kullanan bir milletvekiline karşı toplu saldırıyı elbette olacak, o asıl bunları tahrik etti anlamında şiddeti, saldırıyı mazur gösterecek şekilde değerlendirmeler yapacaksın. Gerçekten çok acıdır, çok üzüntü vericidir. Türkiye’de hangi noktalara geldiğimizi ve niçin geldiğimizi bu olaylar açıkça ortaya koymaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bunları bir tarafa bırakalım işimize bakalım. Biz Anadolu’da birlikte yaşıyoruz. Anadolu’da birlikte yaşayacağız. Herkesin inancı, herkesin kimliği, herkesin mezhebi aynı derecede saygıdeğer ve eşit. Herkes özgürce yaşayacak, herkes birbirine değer verecek. Hiçbir ayrım yapılmayacak. Kardeşçe, barış içinde, sevgi içinde birbirimizin inançlarına değer vererek, saygı göstererek Anadolu’da hep beraber yaşacağız. Camiside olacak, Cemevide olacak. İsteyen istediği yerde ibadet edecek. İbadetin yeri, mekanı yok. Herkes her yerde inancının gereğini yapacak. İbadetinin gereğini yapacak. Herkes özgürce, kardeşçe yaşayacak. Başka türlüsünü düşünmek hiçbir şekilde mümkün değildir.

Bugün bu anlayışımız doğrultusunda bu girişim önemli bir noktaya geldi. Buna katkı veren herkese ben yürekten teşekkür ediyorum. Başta Çankaya Belediye Başkanımıza. Onun işbirliğiyle, katkısıyla bu gerçekleşti. Bu konu biliyorum Türkiye’nin her yerindeki milyonlarca insanımızın 10 yıllardan beri bir özlemi halindeydi. Herkes böyle birşeyi istiyordu, bekliyordu. Onu gerçekleştirme fırsatı, imkanı bugüne nasip oldu. Bugün hep birlikte bunu gerçekleştireceğiz. Bir özlemin gereği yerine getirilecek.

Hepinize hayırlı olsun, hepinize barış, sevgi ve kardeşlik içinde kendi kimliğinizle iftihar ederek bu topraklarda özgürce yaşamanızı diliyorum. Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum, hayırlı olsun diyorum”

Gönderildi Salı, Nisan 22nd, 2008 at 13:12 and is filed under Genel Başkanlar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş yapın.