Seçim Sitesi

Seçim Haberleri, Seçim Anketi

DP GENEL BAŞKANI SOYLU’NUN HABER TÜRK’TE YAYINLANAN “1 GÜN” PROGRAMINDA YAPTIĞI KONUŞMA ( 16.05.2008 )

Mayıs 17th, 2008 by goto

Özge Özsağman: Demokrat Parti’de neler oluyor? Geçtiğimiz günlerde yapılan Genel İdare Kurulu toplantısında ne gibi kararlar alındı? ‘Tansu Çiller gelsin Genel Başkan olsun’ sözlerine yönelik partinin şu anki çiçeği burnunda Başkanı Süleyman Soylu ne diyor? Sayın Soylu konuğumuz. Hemen kendisine dönüyoruz. Sayın Soylu iyi geceler öncelikle hoş geldiniz 1 Gün’e.

Süleyman Soylu: Hoşbulduk, iyi geceler diliyorum.

Özge Özsağman: Sayın Soylu partide neler olduğunu detaylarıyla irdelemek istiyoruz ama soruları birinci muhatabı olan size yönelteceğiz. Siz bu partinin çiçeği burnunda Genel Başkanı olarak parti yönetimindeki bazı grupların sizin yerinizi Tansu Çiller’e bırakmanız yönünde baskı oluşturmaya başladığı iddia ediliyor. Buradan başlayalım, hatta GİK toplantısında bu konunun biraz sizin tarafınızdan can sıkıcı bulunduğu iddia edildi. Eğer Çiller yeniden aktif siyasete dönmeye niyetlenirse ne yapacaksınız, değerlendirmeniz ne yönde olacak ?

Süleyman Soylu: Özge hanım çok teşekkür ediyorum. Öncelikle 39 yaşında Türkiye’nin en büyük siyasi geleneğinin Genel Başkanı olan Süleyman Soylu’nun siyaset tarzı elbette ki, siyaset yapma biçimi, siyaseti algılama biçimi ve Türkiye’nin merkez sağdaki siyaseti dönüştürme çabasının kamuoyu tarafından anlaşılması, beraber siyaset yaptığı arkadaşları tarafından anlaşılması ve ne yaptığının anlaşılmaya çalışılmasının zor olduğunu ben de düşünüyorum .

Bakınız 1970’lerden itibaren merkez sağda bir ayrışma söz konusudur ve 1970’lerden itibaren merkez sağın içerisinde odaklanan bir takım arayışların sürekli olarak halının altına süpürülmesi, problemlerin sürekli görmezden gelinmesi ve sürekli olarak ayrı seslerin, değişik renklerin, değişik seslerin eğer yönetenlerin işine gelmediği zaman tasfiye edilmeye çalışılması, elinin tersi ile itilmeye çalışılması ve bu konuda da kendi enerjisini ülkeyi yönetmeye vermesi gerekir. Kendi enerjisini Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına ve demokratikleşmesine vermesi gereken merkez sağ maalesef kendi içerisinde 35-36 yılı aşan bir mücadeleyi gerçekleştirmektedir.
Ben çocukluğumdan beri Türkiye’deki merkez sağı ve Türkiye’deki siyaseti izliyorum. Eğer geçmiş siyaset alışkanlıklarını aynı şekilde devam ettiren ve geçmiş siyaset alışkanlıkları gibi çoğunluk olduğu yerde her gelen meseleyi ayrıştıran, elinin tersi ile iten, yok sayan, küçümseyen demokratik bir tartışma zeminini açmayan bir tartışma zeminini ortaya koyacaksak biz siyaseti demokratikleştiremeyiz.

Özge Özsağman: Peki ne yapmayı düşünüyorsunuz Sayın Soylu? Çiller meselesinde mesela ne yapacaksınız, karşı aday olacak mısınız? Yoksa geçtiğimiz günlerde görüştünüz Tansu Çiller’le ne gibi konular gündeme geldi, size ne dedi, siz ona ne dediniz ?

Süleyman Soylu: Öncelikle şurayı tamamlayayım sorduğunuz sorunun can alıcı noktası burası.

Partimizin geçen günlerde bir Genel İdare Kurulu toplantısı yapıldı. Bir iki arkadaşımızın Sayın Çiller ile partinin ivmesinin daha iyi yükselebileceğine yönelik kanaatleri vardı. Ben bu kanaatleri görmezden gelemem, yani eğer böyle bir kanaat varsa ben bu kanaati ortaya koyanları yok saymam. Çünkü kendi listemden beraber siyaset yaptığım arkadaşların görüşlerine saygı duymak zorundayım. Genel İdare Kurulu toplantımıza geldim ve GİK toplantımızın gelenekleri vardır. Genel Başkan 40-35 dakikalık hem Türkiye ile ilgili hem de dünya ile ilgili bir sunuş ortaya koyar, ben bu sunuşu ortaya koydum. Daha sonra da mevcut gündemi, çünkü Temsilciler Meclisi toplantımız vardı akabinde aynı zamanda da il başkanları toplantımız vardı.

Mevcut gündemi, kendi oluşturduğum gündemi bir tarafa koyarak bu görüşlerin GİK içerisinde partinin adabına, demokrasiye ve parti kültürüne uygun bir şekilde tartışmaya açtım ve kendim açtım. Ondan sonra da bunların arkadaşlarımız tarafından görüşlerinin aktarılmasından hemen sonra çoğunun bu konuda teklif götürmeyelim kanaati ortaya çıkmasına rağmen dedim ki, hayır Türk siyasetinde yeni bir şey yapacağız. Eğer ivmenin bu şekilde kazanılabileceği ortaya konuluyorsa bunu ben kendi inisiyatifimle ve kendi kararımla hemen bir komisyon oluşturularak eski başbakanımız, bizim de beraber çalıştığımız, İl Başkanı iken Genel Başkan olarak çalıştığım, bana daha önce de sorulduğunda ‘başımızın üzerinde yeri var’ dediğim Sayın Çiller’e bu görüşün getirilmesi lazım.

Özge Özsağman: Sayın soylu siz bir davette bulundunuz mu?

Süleyman Soylu: 7 kişilik bir heyet oluşturdum ve bu heyet Sayın Başbakan’a gidecekler ve ona bu arkadaşlarımızın ve bizim orada, benim de öne sürdüğüm diğer arkadaşlarımızın da bu görüşmelerin içeriğinde ortaya koyduğu amaç ve kapsamı Sayın Başbakan’a sunacaklar. Yani biz seçilmiş krallar değiliz. Bugün Türkiye seçilmiş kralların zorluğunu yaşamaktadır. AKP 22 Temmuz seçimlerinden sonra yüzde 47 oy almış ve bu yüzde 47’yi çoğunluğun tahakkümü olarak millete dayatmıştır. Oysa siyasi partilerde eğer azınlık da olsa bir iki kişi de olsa, 4 kişi de olsa bu yeni siyaset üslubunu, yeni siyaset anlayışını ortaya koymalı, öncelikle demokratik bir siyaset tarzı oluşturmalıyız. Sonra adaleti tesis etmeliyiz.

Özge Özsağman: Siz de demokratik yollarla bu konuyu işletmeye çalışıyorsunuz ki, az önce de ifade ettiniz önümüzdeki günlerde oluşturmuş olduğunuz 7 kişilik ekip ile bu konuyu gündeme getireceksiniz? Tansu Çiller merkez sağın birleşmesini size göre sağlayacak isim mi ?

Süleyman Soylu: Bakınız şimdi, Demokrat Parti DYP ve Adalet Partisi Türkiye’nin en büyük siyasi geleneğidir ve Türkiye’de bugün bir gerilim ortamı var, uzlaşmazlık ortamı var ve Türkiye’nin bugün gerçek meseleleri, gerçek gündemi sürekli olarak öteleniyor ve Türkiye’de ben 1,5 aylık bir Beyaz Yürüyüş gerçekleştirdim. Çanakkale’den başladım Antalya’ya kadar indim. Muğla’sını Aydın’ını, Eskişehir’ini, Kütahya’sını hemen hemen Türkiye’nin bütün noktasını gezdim. Çiftçi de, esnaf da, iş adamı da, sanayici de bugün üretememe tehlikesiyle karşı karşıya ve ekonomi olağanüstü bir daralma ile karşı karşıya ve Türkiye’nin dış politikasında da, Kıbrıs’ta da, AB’de de, Kuzey Irak’ta da önemli belirsizlikler söz konusu. Bütün bunlar tartışılması gerekirken maalesef Türkiye’de biraz önce sizin de yayına taşıdığınız ve Türkiye’nin gerginliğine sebebiyet teşkil eden ve Türkiye’nin ekonomisini tartışmayan olayların Türkiye gündemini tamamen perdelediğini ve gerçek gündemin aslında Türkiye’nin tartışması gereken gündemin ötelendiğini görüyoruz.

Özge Özsağman: Tansu Çiller merkez sağın birleşmesinde size göre sağlayacak bir aday mıdır, isim midir evet veya hayır ?

Süleyman Soylu: Sayın Çiller benim de il başkanlığını yaptığım Doğru Yol Partisi’ni iyi idare etmiştir, DYP’nin tabanında da, DP’nin tabanında da Sayın Çiller’e karşı bir sevgi vardır, bir sevgi karşılığı vardır. Elbette bugün DYP, DP, AP tabanının bugün temsil ettiği Demokrat Parti’yi yönetebilecek kabiliyettedir, bilgidedir, beceridedir. Eğer ben bu konuda bir değerlendirmeyi ortaya koymamış olsaydık böyle bir heyeti teşekkül etmezdik.

Özge Özsağman: Büyük bir umut besleniyor aslında sizin liderliğinizden ama tabii kulisler durmuyor, kulislerde çok farklı konular da gündeme geliyor. Bunlardan bir tanesi ANAP Lideri Erkan Mumcu ile alakalı. Sizin Mumcu ile iki partinin birleşmesi konusunda uzlaşmaya vardığınız, hatta Mehmet Ali Bayar ismi üzerinde uzlaştığınız da konuşuluyor bu doğru mu, bunu da soralım ?

Özge Özsağman: Sayın Bayar ile uzlaştığımız doğru ancak, dünya ve Türkiye meselelerine bakışta uzlaştığımız doğru. Bugün Sayın Bayar ile beraberdik, çok keyifli ve neşeli bir sohbet yaptık İngiltere Kraliçesi’nin gelmesi vesilesi ile oradaydık. Bizim aslında bu meseleleri, biraz önce tartıştığımız meseleleri de Türkiye’nin gündemine getirmemizin sebebi şu. Bu arkalarda dolaşan ve sadece dedikodu kültürü ile oluşan siyasetin milletin tarafından reddedilmesidir. Bugün merkez sağın 5,4’e gelmesi hele ANAP’ın girmediği bir seçimde DP’nin kendi gücüyle 5,4 alabilmesi aslında bizim gibi geleceğe ait siyaset üretmeye çalışan insanlara büyük bir derstir. Biz Sayın Mumcu ile 3,5 aydır bütün insani ilişkilerimizi içine alarak birbirimize saygı besleyerek, sevgi besleyerek ANAP ile DP’nin belki de tarihi boyunca en üst düzeydeki yöneticilerinin bu kadar samimiyet içerisinde olduğu bir dönem geçiriyoruz. Biz kendi partilerimizin şirketlerinin yani şirket olarak görmeyiz o hisselerinin yüzde 90’ına filan sahip değiliz. Bu partiler tarihsel kurumlardır bu partilerin hafızaları vardır, yetkili kurulları vardır, il başkanları vardır ve ancak biz bütün bu söylediğim işleyen kurullara önerilerimizi ve tekliflerimizi getiririz. Elbette ki, merkez sağın Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bu çözümsüzlüğe birleşerek beraber içerisinde ve çağdaş dünyanın çağdaş demokrasilerin ve Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu meselelerin çözümünü sağlayabilmelerine gerek vardır. Ben buna inanıyorum. Ben muhatabım Sayın Mumcu’nun de aynı iyi niyetle meselelere yaklaştığını biliyorum. Ama bir partinin içerisinde iki hizbi bir araya getirmenin ne kadar zor olduğunu biliyoruz ki, iki siyasi partinin bir araya gelmesinin de çok zor olduğunu biliyoruz.

Özge Özsağman: Sayın Soylu çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyoruz önümüzdeki günlerde daha geniş bir zaman diliminde farklı bir platformda değerlendirmelerinizi almak isteriz. Saygılar sunuyoruz iyi geceler diliyoruz.

Gönderildi Cumartesi, Mayıs 17th, 2008 at 14:34 and is filed under Genel Başkanlar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş yapın.